Yazılar – Samdonmez http://samdonmez.com Samet Dönmez kişisel sayfası. Tue, 12 Dec 2023 01:12:45 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.6.2 http://samdonmez.com/wp-content/uploads/2023/12/infinity-150x150.png Yazılar – Samdonmez http://samdonmez.com 32 32 121659978 Bilgi Kuramı Üzerine Notlar – 4 http://samdonmez.com/bilgi-kurami-uzerine-notlar-4/ http://samdonmez.com/bilgi-kurami-uzerine-notlar-4/#respond Sun, 24 Jan 2021 18:41:03 +0000 http://samdonmez.com/?p=170 Tüm canlılarla etkili bir iletişim kurmak için, tarih boyunca farklı alfabelerden elektronik araçlara kadar birçok yöntem ve pratik çözüm araştırıldı. 19. yüzyılda, iletişim hızını artırmak amacıyla yapılan çalışmaların odak noktası, her harf için belirli bir vuru aralığı belirleyerek yazıya bir alternatif oluşturmaktı. Bu sistem, harfleri yazmak yerine belirli vuruşlarla her harf için ayrı bir işaret yaparak hızlı bir iletişim sağlanabileceği düşüncesine dayanıyordu.

Telgraf
Vuruş Sistemine Örnek Telgraf

Baudot, bu hedefe ulaşmak için bir piyano klavyesi gibi tasarlanmış bir sistem geliştirdi. Bu piyano sistemi beş tuştan oluşuyordu, her tuşun açık veya kapalı durumu bir harfe karşılık geliyordu. Bu sayede 32 farklı konumda 25 harf atanabiliyordu. Operatörler, bu tuşlara basarak mesajlarını iletiyor, ve makineler, harflerin çıktısını üretiyordu. Bu makinelere “Teleks” adı veriliyordu ve kodlanan harfleri kâğıda kaydederek iletişimi sağlıyordu. Ancak, bu sistem saat yardımıyla kurulan bir sistemdi ve en küçük zaman aralığı vuru oranıyla sınırlıydı. Bu sınırlama, hızlı iletişimde sorunlara yol açtı; özellikle çok hızlı gönderilen mesajlar, birbirlerine karışarak anlamsız bir bütün oluşturuyordu.

Baudot Klavyesi
Baudot Klavyesi
Baudot Kodları
Baudot Kodları

İletişim sistemlerindeki temel problem, sinyal hareketinin bir durumdan başka bir duruma geçişinden ibaretti. Bu, 0’ın 1 olması, 1’in 0 olması, Evet’in Hayır olması gibi temel bir ikili sistemdir. Bir saniyeye sığan sinyal hareketi sayısına “Sinyal Oranı” denir. Ancak, iletişim sistemlerinin kapasitesini artırmak için kullanılan başka bir yöntem de sinyal çeşitliliğini artırmaktır. Örneğin, sinyal aralığı “Şiddetli” ve “Hafif” olan bir sinyal çeşitliliğine “Orta” eklenirse, sinyal çeşitliliği üçe çıkar. Bu fikri hayata geçiren Thomas Edison, bu konsepti mors alfabesine uyguladı. Edison, akımın ileri veya geri olmasının yanı sıra, iki farklı şiddetle değişim göstermesini öne sürdü. Edison’un sinyal çeşitliliği şu şekildeydi: +3, +1, -1, -3. Bu, dört farklı akım değeri elde ettiği anlamına gelir. Bu, ileti sayısını büyük ölçüde artıran bir dörtlü telgraf sistemini ortaya çıkardı ve 20. yüzyıla kadar kullanıldı. Ancak, sistemin hassasiyeti, istenmeyen zayıf akımların karışmasına ve hatalı iletimlere neden olabiliyordu.

Edison ve Telgrafı
Edison ve Telgrafı

İletişim sistemlerinin kapasitesini hesaplamak için “Sinyal Oranı” ve “Sembol Oranı” verilerini temel alabiliriz. Saniyede aktarılan sinyal sayısını “n” ve sinyal başına kullanılan değişimi “s” olarak adlandıralım. İletişim sisteminin kapasitesi, Sn ifadesi ile gösterilir.

S^2 ve S^3 sinyal aralıkları
S^2 ve S^3 sinyal aralıkları

Samet Dönmez
Yazım: 2021
Edit: 2023
§

]]>
http://samdonmez.com/bilgi-kurami-uzerine-notlar-4/feed/ 0 170
Bilgi Kuramı Üzerine Notlar – 3 http://samdonmez.com/bilgi-kurami-uzerine-notlar-3/ http://samdonmez.com/bilgi-kurami-uzerine-notlar-3/#respond Sat, 21 Oct 2017 11:39:53 +0000 http://samdonmez.com/?p=90 Hiç şüphe yok ki ateş, dünyadaki en eski bilgi aktarım yöntemlerinden biridir. Ateş veya dumanla haberleşme, bir kişinin uzaktaki birçok kişiyi etkilemesine olanak tanır. Ancak bu etkileme biçimi oldukça sınırlıdır. Bu tür etkilemede ikili bir sistem görülebilir: Ateş var ya da yok, duman var ya da yok gibi. Bu yöntem o dönemde askeri iletişim için çok etkili bir araç olarak bilinirdi; örneğin, “Ateş varsa saldırı var, ateş yoksa saldırı yok” gibi basit bir ilkeyle çalışırdı. Antik Çin’de, Çin Seddi üzerindeki kulelerde yakılan ateşlerle yapılan saldırı haberleri 750 km kadar uzağa iletilirdi. Ateşle haber verme geleneği günümüzde hala bir gelenek olarak yaşatılmakta olup, özellikle Papa seçimlerinin halka duyurulmasında kullanılmaktadır.

Papa’nın seçildiğini bildiren “beyaz duman”.
Papa’nın seçildiğini bildiren “beyaz duman”.

Ancak mesajın içeriği arttıkça, yeni yöntemlere duyulan ihtiyaç da arttı. M.Ö 4. yüzyılda yaşamış olan Eneus Tacitus, ateşle haberleşmeye yeni bir boyut getiren ilginç bir yöntem geliştirdi. Aynı genişlik ve derinliğe sahip iki bardağın içine harflerin çizgiyle belirlendiği bir şerit yerleştirildi. Mesajı gönderen ateşi yakarak, karşı taraftan karşı ateş yakmasını beklerdi. Karşı taraftan mesajın alınmaya hazır olduğunu belirten bir işaret olarak ateş yakılırdı. Ateşi gören gönderici kendi ateşini indirirdi; bu, şişenin altındaki deliğin tıpasının açılması anlamına gelirdi. Ateş gözden kaybolduğunda aynı anda alıcı da tıpayı açar ve suyun akmasını beklerdi. Su, gönderilmek istenen harfe gelene kadar beklenir ve o anda gönderici ateşi tekrar kaldırırdı. Alıcı da gönderilmek istenen harfi bardaktan okurdu. Bu ilginç yöntem, mesajın tamamı aktarılana kadar devam ederdi. Halen çok basit gibi görünse de, aslında sadece ikili sistem içeren mesajlardan daha karmaşık çoklu sistem mesajlarına bir örnektir.

Eneus Tacitus (Tibeus) bardaklarına örnek
Eneus Tacitus (Tibeus) bardaklarına örnek

Daha sonra, tarihçi Polybius, Polybius Dama Tahtası adını verdiği bir yöntem geliştirdi. Bu yöntemde, iki kişinin her birinde 5’li 2 grup halinde toplam 10 meşale bulunurdu. Gönderici bir meşale yaktığında, alıcı da meşale yakar ve mesajı almak için hazır olduğunu belirtirdi. İki 5’li grup, birincisi satırları, ikincisi sütunları belirtirdi. Bu, bize 5² = 25 ihtimal verirdi. Örneğin, gönderici satır sırasında 1. Sırayı, sütün sırasında 1 ve 2 ikinci sıraları yakarsa, bu 2 sütun anlamına gelirdi. Bunun anlamı, 1. Satırın 2. Sütunu olduğu ve bu Yunan alfabesinde “B” harfine denk geldiğini belirtirdi.

Polybius Dama Tahtası
Polybius Dama Tahtası

1605 yılına geldiğimizde, Bacon, bana göre ikili sayı sisteminin tohumlarını atan bir şifreleme sistemi ortaya çıkardı. Bu sistemde, her harf küçük değişikliklerde ifade edilebilirdi. Bu sistemde sadece “a” ve “b” harfleri kullanılır ve her bir sayı, 5 haneli “a” ve “b” harfleriyle ifade edilirdi. Bu sayede 2⁵ = 32 farklı şekilde ifade şansı doğdu.

Bi-leteral Alfabe ya da Bacon’s Cipher
Bi-leteral Alfabe ya da Bacon’s Cipher

1600’lerin sonlarına doğru, Galileo’nun 3 kat büyüklüğündeki teleskobu, insanlığın vizyonuna önemli bir katkı sağlamıştı. Bu etki altında, İngiliz bilge Robert Hooke, insan görüşünün lenslerle geliştirilebileceği projeler üzerinde çalışmaya başladı. Londra’da gösterilen şifreli bir bilginin dakikalar içinde Paris’te deşifre edilebileceğini öne sürdü. Bunu bir evin panjurundan örneklendirebiliriz. Örneğin, bir evde 6 panjur olsun (3×2). Bu altı panjur bize 2⁶ = 64 farklı ihtimal verir. Nasıl mı? 6 panjurun varlığı 6 soruyu ortaya çıkarır. 1. Panjur açık mı kapalı mı? 2. Panjur açık mı kapalı mı? vs. Buna göre her bir panjurun açıklığı kapalılığıyla bize 64 farklı ihtimal verir. Robert Hooke’un sistemi de benzer şekilde bu panjurların teleskobik versiyonu olarak düşünülebilir. Bu 64 olasılık, tüm harfler, sayılar, ifadeler ve hatta daha fazlası için yeterliydi.

Robert-Hooke
Robert Hooke’un haberleşme fikrine bir örnek.

Samet Dönmez
Yazım: 2017
Edit: 2023
§

]]>
http://samdonmez.com/bilgi-kurami-uzerine-notlar-3/feed/ 0 90
Bilgi Kuramı Üzerine Notlar – 2 http://samdonmez.com/bilgi-kurami-uzerine-notlar-2/ http://samdonmez.com/bilgi-kurami-uzerine-notlar-2/#respond Sun, 20 Aug 2017 21:03:00 +0000 http://samdonmez.com/?p=68 Bilgi, günlük hayatta kullandığımız ya da aktardığımız bir mesaj olarak düşünülebilir. İlk yazıda bahsettiğim üzere, bilgiyi aktarmanın yollarından biri de resim çizmektir. Resim çizerek bilgi aktarmak, yaratıcı ve özgür bir iletişim yoludur. Bu süreç, akla ilk gelen şekilde sanatsal resimden çok sembolik resimlerle olmuştur.

Hiyerogrif (Resim Yazı) Örnekleri
Hiyerogrif (Resim Yazı) Örnekleri

Bilgi aktarımının evrimi, tarih boyunca farklı kültürlerin ve toplumların iletişim ihtiyaçlarına cevap verme şekillerini gösterir. Özellikle yazının keşfi ve gelişimi, bilginin daha etkili ve kalıcı bir şekilde paylaşılmasına olanak tanımıştır.

Alfabenin çıkışında da resim çizerek bilgi aktarmanın önemli bir rolü vardır. İlk Çağ yazı sistemlerinden olan Hiyeroglifler ve Çivi yazısı sistemleri, resmik temele dayanan iletişim yöntemlerindendir ve günümüzde kullandığımız modern alfabelerin temelini oluşturmuşlardır.

Alfabenin ortaya çıkışı, bilginin daha sistematik bir şekilde kaydedilmesini sağlamıştır. Önceki yazı sistemlerindeki resimsel anlatımın aksine, alfabe sesleri temsil etmiş ve daha çeşitli dillerde kullanılabilen bir araç olmuştur. Bu evrim, bilginin daha hızlı ve geniş kitlelere yayılmasına olanak tanımıştır.

rosetta-stone
Rosetta Taşı ya da Reşid Taşı üç dilde yazılmıştır, bu diller Demotik (Mısır’da halkın kullandığı dil), Hiyeroglif ve Antik Yunancadır. Rosetta taşı şu anda British Museum’da sergilenmektedir.

M.Ö 3000 yıllarında Antik Mısır’da geliştirilen Hiyeroglif yazı sistemi, özellikle üst tabakadaki insanlar için idari, mali ve dini amaçlar için kullanılmıştır. Bu yazı sistemi, anlamlı kavramları ifade eden semboller ve ses işaretlerini içermekte olup, mesajların geleceğe taşınması için taş tabletler üzerine yazılmıştır.

Ancak taş tabletlerin taşınması zorluk arz ettiği için, Mısır’da papirüs bitkisinin kullanılmasıyla daha hafif ve taşınabilir bir yazı malzemesi elde edilmiştir. Papirüs, kesilen şeritlerin yapıştırılması ve sıkıştırılmasıyla elde edilen bir malzemedir ve taş tabletlerden daha ideal ve masrafsızdır. Bu gelişmeyle birlikte, yazı tabanlı iletişim halk tabakasına inmiş ve yaygınlaşmıştır.

M.Ö 3000 yılında Mezopotamya’da ise Sümerler tarafından geliştirilen Çivi Yazısı sistemi ekonomik amaçlı bilgi kaydetmek için ortaya çıkmıştır. Çivi yazısı, Sümerceden Akadça’ya geçişle birlikte gelişmiş ve içinde birçok sembol barındırmıştır. Bu yazı sistemi, bilginin kaydedilmesi için taş tabletler yerine daha uygun ve taşınabilir bir yöntem sunmuştur.

Çivi Yazısı Örneği
Çivi Yazısı Örneği

M.Ö 1700 yılında keşfedilen Sina yazıtları ise her resmin bir ünsüz harfi ifade etmesi sebebiyle günümüzde kullanılan alfabelerin temelini oluşturmuştur. Bu yazıtlar, alfabe bilgisinin evrimi için önemli bir dönüm noktasını temsil eder.

Sina Yazıtları
Sina Yazıtları

M.Ö 1000 yıllarında Fenike alfabesi, bilginin aktarılması ve depolanması için büyük bir katkı sağlamıştır. 22 işareti olan bu alfabe, düzeltmelerle birlikte Avrupa, Hindistan ve Güneydoğu Asya’nın farklı dillerine uyum sağlayabilmiştir. Fenike alfabesi, okuryazarlığı tüm dünyaya yaymak için önemli bir araç olmuştur.

Özellikle Sina yazıtları ve Fenike alfabesi, alfabe kullanımının yaygınlaşmasında kilit rol oynamıştır. Bu alfabeler, birçok farklı dilde kullanılabilen temel harfleri içermesi bakımından önemlidir. Bu, farklı kültürler arasında bilgi alışverişini kolaylaştırmış ve bilgi iletişimini evrensel hale getirmiştir.

Fenike Alfabesi
Fenike Alfabesi

Bilginin aktarımındaki bu evrim, günümüzde de devam etmektedir. Teknolojinin gelişimi, bilginin daha hızlı ve geniş kitlelere ulaşmasını sağlamış, dijital ortamlar ve internet aracılığıyla bilgi paylaşımı büyük bir hız kazanmıştır.

Sonuç olarak, alfabe bilgiyi aktarmak ve depolamak için etkili bir yöntemdir. Bilgi aktarımının tarih boyunca evrimi, iletişim araçlarının ve yazı sistemlerinin gelişimiyle şekillenmiştir. Bu evrim, kültürler arası anlayışı artırmış, bilginin daha erişilebilir hale gelmesine katkıda bulunmuştur. Bilginin aktarılması, hangi dilde olduğuna bağlı olmaksızın, sembollerin anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde yan yana getirilmesiyle mümkündür.

Samet Dönmez
Yazım: 2017
Edit: 2023
§

]]>
http://samdonmez.com/bilgi-kurami-uzerine-notlar-2/feed/ 0 68
Bilgi Kuramı Üzerine Notlar – 1 http://samdonmez.com/bilgi-kurami-uzerine-notlar-1/ http://samdonmez.com/bilgi-kurami-uzerine-notlar-1/#respond Sat, 20 May 2017 19:30:00 +0000 http://samdonmez.com/?p=40 Fikirleri paylaşmanın çeşitli yolları vardır. Bir düşünceyi resim yaparak, şarkı yazarak, telgraf çekerek, e-mail göndererek hatta duman yoluyla bile paylaşabilirsiniz. Bu, birbirinden tamamen farklı gibi görünen yöntemler aslında aynı amaca hizmet ederler: bir bilgi veya düşünceyi aktarma amacı. Bu amaç, insanoğlunda kutsal bir yeteneğin ortaya çıkmasına sebep olan şeydir; ‘Dil’.

duman-ile-haberlesme

Dil, nesneleri veya duygusal durumları kavramsal parçalara ayırmamıza yardımcı olur. Bu kavramsal parçalar, işaret veya semboller kullanılarak dışa vurulur. İnsanlar, kendilerini ses ve fiziksel aktivitelerle ifade ederler. Ses ve fiziksel aktiviteler aracılığıyla sadece yakın çevremizdeki insanlarla iletişim kurabilirken, daha uzaktakilerle iletişim kurmak için elektrik titreşimlerini kullanan makineler icat edilmiştir.

Dil, bir topluluğun kimliğini oluşturan önemli bir unsurdur. Kültürel, tarihsel ve sosyal değerlerin iletilmesi, nesiller arası bağların kurulması, bilgi aktarımı ve düşüncelerin şekillenmesi dil aracılığıyla gerçekleşir. Bu süreçte, farklı iletişim yöntemleri kullanılsa da dil, en güçlü araçlardan biridir.

Fikirleri paylaşmanın önemi ve bu sürecin çeşitliliği, insanların birbirleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu ve düşüncelerini nasıl ilettiklerini yansıtır. İnsanlık tarihinde, iletişim ve dilin evrimi, toplulukların gelişiminde de önemli bir rol oynamıştır.

İnsanlar, iletişim becerilerini yani dillerini geliştirdikçe, daha karmaşık düşünce ve duyguları paylaşma yeteneğine sahip olmuşlardır. Başlangıçta basit sesler ve işaretlerle başlayan iletişim, zamanla dilin karmaşıklığına evrilmiştir. Bu evrim, kültürlerin birbirlerinden öğrenmelerini, bilgi ve deneyimleri paylaşmalarını sağlamıştır.

İletişim açısından insanlar ve hayvanlar arasında çok fazla fark olmasına rağmen, aradaki belirgin tek fark bilgidir. Bilgi, insan aklının alabileceği gerçek, olgu ve ilkelerin tümüne verdiğimiz bir addır. Aldığımız veya verdiğimiz bilgiler yoluyla başka fikirleri etkileyebiliriz ve bu bağlam bilgi, iletişim fikrine dayanır.

Bilgi, temel bir birim yardımıyla ölçülebilir. Boyumuzu metre cinsinden, kilomuzu kilogram cinsinden veya sıvıları litre cinsinden ölçtüğümüz gibi, bilgiyi de benzer bir şekilde ölçebiliriz. Bilgiyi ölçme yoluna “entropi” denirken, bilginin ölçü birimi “bit”tir. Resim, yazı, müzik veya bir kitabın herhangi bir sayfası, entropi yoluyla bit cinsinden ölçülebilir.

Bilgi paylaşımının ölçümü konusunda bahsettiğiniz “entropi” ve “bit” kavramları da ilginçtir. İkili sistem üzerinden bilginin ölçülmesi, bilginin ölçülebilir bir varlık olduğunu gösterir. Bu, bilginin sadece niteliksel değil, aynı zamanda niceliksel olarak da anlaşılabileceği anlamına gelir.

Bilgi, insan topluluklarının ilerlemesinde ve gelişmesinde kilit bir rol oynar. Bilgiyi paylaşmak, öğrenmek ve birbirimizden etkilenmek, daha iyi bir anlayış ve işbirliği ortamı oluşturabilir. Bu da insanlığın kolektif bilgeliğini artırabilir ve toplumları daha sürdürülebilir, adil ve bilgiye dayalı bir şekilde yönlendirebilir.

Bit kavramı, çok basit bir bilgiye dayanır. Örneğin, bir evet ya da hayır cevabı veya bir yazı-tura atışının sonucu bir bitlik bir bilgiye örnek olabilir. Bit, “Binary digit” yani ikili rakam kelimesinin kısaltmasından gelir. Verdiğimiz örneklerde olduğu gibi, cevaplar ikili sistemden gelir. Örneğin, evet ya da hayır cevabı yanında üçüncü bir seçenek yoktur. Aynı şekilde yazı-tura atışının sonucunda olduğu gibi, orada da üçüncü bir seçeneğin gelme şansı yoktur.

“Bilgi” terimi ve “bilginin ölçülmesi” daha iyi anlamak için bilgi kavramını daha iyi anlamamız gerekiyor. Bilgi ve bilginin ölçülmesi, çok eski zamanlara dayanan bir felsefe kuramına dayanır. Bu felsefi olguları kavramamız için çok eski zamanlara, alfabenin kökenine kadar gitmemiz gerekiyor.

Samet Dönmez
Yazım: 2017
Edit: 2023
§

]]>
http://samdonmez.com/bilgi-kurami-uzerine-notlar-1/feed/ 0 40
Romanya Eğitim Sistemi Üzerine Bir Deneme http://samdonmez.com/romanya-egitim-sistemi-uzerine-bir-deneme/ http://samdonmez.com/romanya-egitim-sistemi-uzerine-bir-deneme/#respond Mon, 23 Jan 2017 19:29:00 +0000 http://samdonmez.com/?p=156 Yaklaşık bir aydır Romanya’da öğretmenlik mesleğini tecrübe etmekteyim ve bununla ilgili ulusal farkları anlamak için bu denemeyi yazıyorum. Romanya’nın üç yüz bin nüfuslu, aslında Romanya’ya göre büyük, bize göre ise bir ilçe nüfusuna sahip bir ilinde (Galaţi, okunuşu; Galats) gerçekleştirilen bu proje, köy okullarındaki çocuklara İngilizce öğretmeyi ve tabii ki bunun yanında kendi kültürümüzü ve ülkemizi tanıtmayı amaçlamaktadır. Projeye başlarken bize haftalık ve belirli konulara ait müfredat verildi. Çocuklar 0–8. sınıf (0: Anaokulu, 8: Ortaokul son) arasında olsa da müfredatta beni bile aşan konular mevcuttu. “Dünya vatandaşı olabilme”, “Küresel ısınmadaki sorumluluğumuz” ve “Ben ve diğerleri” başlıkları bunlara örnek olabilir. Yani anlayacağınız üzere, bizim ilkokulda, lisede hatta üniversitede gereken ilgiyi gösteremediğimiz konular.

Romanya'da Öğrencilerim İle Birlikte
Romanya’da Öğrencilerim İle Birlikte

Galaţi’ye gelmeden önce “Discover Community” projesini, bizdeki öğretmenler için zorunlu şark hizmetine benzetiyordum. Ama buraya gelip projeye dahil olduktan sonra gerçekten öyle olmadığını anladım. Öncelikle buradaki okulların imkânları bizdeki şehir okullarıyla yarışır seviyede. Her köyde bir okul mutlaka bulunuyor. Bu okullarda iki şube veya on şube olabilir, fakat fark etmeksizin hepsinde kütüphane ve bilgisayar laboratuvarı mutlaka mevcut. Özellikle ilk gittiğim okul beni bir hayli şaşırtmıştı. Daha sonra oraya birkaç kere daha gitmeme rağmen şaşırmaya devam ettim. Okul sadece iki katlı olmasına rağmen ve okulda sadece iki tane derslik olmasına rağmen üst katta bir kütüphane ve bir bilgisayar laboratuvarı olması, Romanya’da eğitimin neden ilerlediğinin bir göstergesiydi adeta benim için. Kendim çok büyük, köklü hatta kalabalık bir ilkokul ve lisede okumama rağmen, bu tür imkânlarla karşılaşmamıştım.

Romanya'da Bir Sınıf
Romanya’da Bir Sınıf

Bir diğer değinmek istediğim konu sekülerizm. Bizim yıllardır aşamadığımız konu Romanya’da gayet aşılmış. Öğrenciler ve öğretmenler bunları tartışıp üzerine gitmek yerine doğrudan uygulamaya geçmişler. Nasıl mı? Her okulda hatta ve hatta her sınıfta Hz. İsa’ya ait resimler bulunmaktadır. Bunun yanında Hıristiyanlığa ait haç ve bu dine ait birçok nesne mevcut. Onların da bizim gibi Din Kültürü dersleri bulunuyor elbette. Hatta bir okulda Din Kültürü dersi kitabını inceleme şansım oldu ancak içinde İslam ve Müslümanlığa dair veya Hıristiyanlık harici herhangi bir dine ait bir şeye rast gelmedim. Yani derse Din Kültürü dersi demek yerine “Hristiyanlık” dersi diyebiliriz. Biz hala Din Kültürü dersi kalksın mı kalkmasın mı diye tartışaduralım. Avrupa’nın en kötü iki ülkesinden (diğeri kendi vatandaşı olduğum ülke olan Bulgaristan) biri olan Romanya bunu aşmış ve bunun üzerine aktiviteler bile yapıyorlar. Acaba bizdeki Din Kültürü öğretmenleri çocuklarla sınıf dışı aktiviteler yapsa kaç veliden şikayet alır merak ediyorum.

Romanyalı Öğrenciler
Romanyalı Öğrenciler

Bir diğer öz eleştiri de dil öğretebilme ve dil öğrenebilme kapasitemiz. Anadolu Lisesinden mezun olduktan sonra yaklaşık dört sene İngilizce eğitimi aldım. Liseden sonra iki sene İngilizce hazırlık okuyup üç senedir de yüzde yüz İngilizce bir programda okuyorum. İlköğretimde dördüncü sınıftan sekizinci sınıfa kadar aldığım dört sene temel İngilizce eğitimimi saymazsak, dokuz senedir İngilizce ile haşır neşirim. Ama buraya geldikten sonra acı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kaldım. Buraya gelmeden önce her bir gönüllüye birer ‘Buddy’ adını verdiğimiz ve bize Romanya’ya gelmeden önce ve geldikten sonraki süreçte yardımcı olacak Romanyalı lise öğrencisi atanmıştı. Genellikle 17–18 yaş aralığındaki “Buddy”ler, biz Türklerin çoğundan daha iyi İngilizce biliyorlar. Yanlış anlamayın, bizim ülkemizdeki lise öğrencilerinden bahsetmiyorum. Buraya gelmiş üniversite mezunu veya öğrencisi diğer Türk arkadaşlarımdan bahsediyorum. Çocuklar, liseyi bitirmemiş olmalarına rağmen İngilizce seviyeleri özellikle ‘Speaking’ konusunda gerçekten çok başarılılar. Ama tabii ki bunu bizim projemize ve bunun gibi diğer illerde yapılan benzer projelere bağlıyorum. Bu ve bunun gibi projelerin ülkemizde de başlayıp yaygınlaşmasını temenni ediyorum.

Romanya'da Dersten Sonra Türk Bayrağıyla
Romanya’da Dersten Sonra Türk Bayrağıyla

Her şey bizden kötü olacak değil ya, bizim de iyi özelliklerimiz var. Bir aylık sürede yaklaşık 10–15 farklı köye gittim ve her gittiğim köyde en az 30–40 farklı öğrenciyle tanışma veya birebir sohbet etme fırsatım oldu. Yani yaklaşık 300–400 öğrencinin adını, yaşını, hobilerini ve ileride ne olmak istediğini öğrendim. Öncelikle vizyon çok düşük, şu ana kadar sıklıkla Traktör Şoförü, Tır Şoförü, Taksici, Makeup Artist gibi bilimsel herhangi bir gereklilik gerektirmeyen meslek adlarıyla karşılaştım. Küçücük çocuklar, onlar ne anlasın diyebilirsiniz. Ama bunları isteyen 20 yaşındaki arkadaşlarımız da var. Bizde ise genellikle hayal gücüyle seçilen meslekler tercih edilir, astronot gibi veya gerçekten bilimsel bir aktivite ve üniversite bitirmek gerektiren, doktor gibi. Ben buna kısaca vizyonsuzluk diyorum.

AIESEC Türkiye Ekibi
AIESEC Türkiye Ekibi

Bir diğer olumsuzluk, bozulmuş aile yapıları. Burada lisede ve üniversitede okuyan birçok arkadaşım bulunuyor. Neredeyse kiminle konuştuysam hepsi büyükannesi veya büyükbabasıyla yaşıyor. Anne ve babalar ise genellikle ayrı veya birlikte Avrupa’nın görece daha zengin ülkelerinde yaşıyor (Belçika, Fransa, İtalya, Birleşik Krallık) sadece birkaç örnek. Tabii bundan dolayı çoğu öğrencinin hayali, anne veya babasının yanına Avrupa’nın zengin ülkelerine kendilerini atabilmek oluyor. Ayrıca ülkede genel manada iş gücü çok düşük ve bu yüzden işsizlik düşük gözüküyor. Örneğin, çalışabilir yaştaki insanların çoğunu (25–45 yaş arası) sokakta görmek çok zor. Genellikle sokak nüfusu ya çok küçük (10–23) ya da çok yaşlı (55–70 gibi). Avrupa’nın Bulgaristan ve Romanya’yı Avrupa Birliğine genç ve çalışabilir iş gücü sağlamak adına aldığı çok bariz dışarıdan gözlemlenebilir, ancak buradan birebir gözlemlemek çok farklı oluyor.

Samet Dönmez
Yazım: 2017
Edit: 2023
§

]]>
http://samdonmez.com/romanya-egitim-sistemi-uzerine-bir-deneme/feed/ 0 156