deneyim – Samdonmez http://samdonmez.com Samet Dönmez kişisel sayfası. Thu, 06 Feb 2025 15:50:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.7.2 http://samdonmez.com/wp-content/uploads/2023/12/infinity-150x150.png deneyim – Samdonmez http://samdonmez.com 32 32 121659978 İznik http://samdonmez.com/iznik/ http://samdonmez.com/iznik/#respond Wed, 01 Sep 2021 17:00:50 +0000 http://samdonmez.com/?p=778

Güzel bir gölün kıyısına kurulmuş olan kent, Bizans İmparatorluğu’nun başkenti olmasına rağmen bu dönemden pek fazla iz barındırmaz. Ancak en önemli mirası, 16. yüzyıldan kalma fırınlarında Osmanlı dünyasında yapılmış en iyi çinilerin üretilmiş olmasıdır.

İlçe, ilk olarak Nikaea adıyla anıldığı MS. 325 yılında önem kazandı. İmparator Constantinus, kenti o yıl Hıristiyan Kilisesi’nin ilk Evrensel Konsili’nin toplantı yeri olarak seçmiştir. Konsil’in ilan ettiği İnanç Bildirgesi, İsa’nın Tanrısal tözü hakkında bir öğreti beyanıdır. Nikaea, 1081 yılında Selçuklular tarafından fethedilmiş ve adı İznik olarak değiştirilmiştir. 1097 yılında, I. Haçlı Seferi sırasında, İmparator I. Aleksios Komnenos adına yeniden fethedildi. Haçlılar’ın 1204 yılında Konstantinopolis’i ele geçirmesinden sonra kent 50 yıl boyunca “Nikaea İmparatorluğu”nun başkenti oldu.

gotobursa.com.tr

1331 yılında Orhan Gazi tarafından fethedilip Osmanlı topraklarına katılmış olan kent, ilk yerleşim planını bugün de korumaktadır. Surlarla çevrili olan beldenin iki ana caddesi haç biçimindedir ve bunlardan çıkan küçük sokaklar ızgara planındadır. Beldenin sınırlarını hâlâ az çok belirlemekte olan surlar, MÖ 300 yılında kenti yöneten Helen hükümdarı Lysimakhos tarafından yaptırılmıştır; ancak daha sonra Bizanslılar ve Osmanlılar tarafından sık sık onarımdan geçirilmiştir. Kentin çevresinde yaklaşık 3 km uzunluğunda surlar bulunur ve bu surlar büyük kapılarla bölünmüştür. Bunlardan en önemlisi olan İstanbul Kapısı, kentin kuzey sınırlarını belirler. Kapıların iki yanında Bizans kuleleri yükselir; kabartmalarda betimlenmiş savaşan atlılar dikkate değerdir.

gotobursa.com.tr

Ayasofya Kilisesi

Beldede günümüze ulaşan en eski anıt olan Ayasofya Kilisesi, Atatürk Caddesi ile Kılıçaslan Caddesi’nin kesiştiği yerdedir. Dünya tarihi açısından önemli bir yapı olan Ayasofya mabedi, ilk olarak MS 7. yüzyılda Romalılar tarafından inşa edilen Gymnasium’un üzerine, Bizans Dönemi’nde bazilika olarak inşa edilmiştir. Burada yer alan ilk kilise, Bizans Nikaeası’nın en önemli ibadet mekânıydı. Bugün gördüğünüz yapı, 1065 yılındaki depremden sonra inşa edilmiştir. Üç sahınlıdır. Orhan Gazi tarafından İznik’in fethiyle 1331 yılında camiye dönüştürülen yapı, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan tarafından yenilenmiştir. 1935 ve 1953 yıllarında yapılan onarımlar sırasında renkli taşlarla bezenmiş taban mozaikleri ve din görevlilerinin törenler esnasında topluca bulundukları yarım yuvarlak oturma kademeleri ortaya çıkarılmıştır. Güzel bir mozaik zemin ile bir Deisis’ten (Hz. İsa, Hz. Meryem ve Hz. Yahya’nın tasvir edildiği fresk) geriye kalanlar, cam levhalarla korunmaktadır.

Yeşil Cami

I. Murat’ın sadrazamı Çandarlı Halil Paşa tarafından yaptırılmıştır. Paşanın 1387’de ölmesi üzerine cami, oğlu Çandarlı Ali Paşa tarafından tamamlanmıştır. Cami, şehrin doğu tarafında Lefke Kapısı’na yakındır. Minaresinde Selçuklu mimarisi izleri taşır. Mermerden yapılan mihrabında güçlü bir taş işçiliği vardır. Turkuaz, yeşil ve mor çinilerle zikzaklı motiflerle kaplanan minaresi, camiye adını verir. Ancak, ne yazık ki, orijinal çiniler daha düşük kaliteli yeni çinilerle değiştirilmiştir. Tek kubbeli olan cami, kare planlı ve üç bölümlüdür. Son cemaat yerinin sütunları, duvarlar ve birbirine yuvarlak kemerlerle ulaşır. Ana bölüm, iki sütun üstündeki kemerlerle kuzeye doğru genişletilmiştir. Cami duvarlarında sarımsı beyaz mermer taşlar kullanılmıştır. Kubbe kurşun kaplamadır. 11 m çapa sahip kubbe, prizmatik üçgenlerle yan duvarlara ulaşır. Ana bölüme üç merdiven basamağı ile ulaşılır. Kubbenin kasnağında ve üst bölümde dört, alt katta 10 pencere bulunur.

İznik Türk İslam Eserleri Müzesi - Nilüfer Hatun İmarethanesi

Yeşil Cami’nin karşısında, İznik’in en güzel yapılarından biri olan ve günümüzde İznik Türk İslam Eserleri Müzesi’ne ev sahipliği yapan Nilüfer Hatun İmarethanesi yer alır. 1388 yılında Orhan Gazi’nin eşi Nilüfer Hatun tarafından yaptırılan imarethane, gezgin dervişlerin konakladığı bir han olarak hizmet vermiştir. Beş kubbeli geniş bir revaktan geçilerek girilen ortadaki kubbeli bölümün iki yanında, yine kubbeli iki oda daha vardır. Müzede Roma dönemi eserleri ve cam ürünlerinin yanı sıra, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalma güzel çini örnekleri sergilenmektedir.

Şeyh Kubbettin Camii ve Türbesi, İznik’in manevi ve tarihi yapılarından biridir. 15. yüzyılda inşa edilen bu cami, dönemin mimari özelliklerini taşır. Cami, sade ve zarif yapısıyla dikkat çekerken, yanında yer alan türbe, Şeyh Kubbettin’e adanmıştır. Türbede Şeyh Kubbettin’in sandukası bulunur ve burası ziyaretçilerin dualar ettiği önemli bir mekan olarak kabul edilir. Caminin taş işçiliği ve mimari detayları Osmanlı dönemi estetiğini yansıtır.

İznik Surları ve Şehir Kapıları

İznik, tarihi boyunca surlarla çevrili bir şehir olmuş ve bu surlar, farklı dönemlerde çeşitli eklemelerle günümüze ulaşmıştır. Bithynia Dönemi’nde (MÖ 4. yüzyıl) inşa edilmeye başlanan surlar, Roma ve Bizans dönemlerinde yapılan eklentilerle bugünkü şeklini almıştır. Şehri beş kenarlı çokgen bir yapı şeklinde kuşatan surlar, yaklaşık 4.970 metre uzunluğunda olup, yüksekliği 10 ila 13 metre arasında değişmektedir. Bu surlarda yuvarlak ve kare planlı toplam 114 burç bulunmaktadır. Şehrin ana caddelerinin kesişim noktasından bakıldığında, dört ana kapı açıkça görülebilir: İstanbul Kapısı, Lefke Kapısı, Yenişehir Kapısı ve Göl Kapısı.

İstanbul Kapısı
İznik’in kuzey girişini oluşturan İstanbul Kapısı, kentin en görkemli kapısıdır. Üçlü bir geçiş sistemine sahip olan kapı, Bizans dönemine ait etkileyici kulelerle güçlendirilmiştir. Savaş sahnelerini betimleyen kabartmalar, kapının savunma amaçlı önemini vurgular. Kapının dış cephesi, Bizans sanatının ince detaylarını yansıtan taş süslemelerle bezeli olup, zaman içinde Osmanlı döneminde de onarımlar görmüştür.

Lefke Kapısı
Şehrin doğusunda yer alan Lefke Kapısı, Roma dönemi mimarisinin izlerini taşır. Büyük kemerli girişi ve üzerinde bulunan Latince yazıtlarla dikkat çeken bu kapı, Bizans döneminde surlarla desteklenmiştir. Osmanlı döneminde de kullanılan Lefke Kapısı, doğudan gelen tüccar ve seyyahların giriş yaptığı önemli bir geçiş noktasıdır. Günümüzde hâlâ sağlam bir şekilde ayakta olup, orijinal taş işçiliğini korumaktadır.

Yenişehir Kapısı
Güneyde bulunan Yenişehir Kapısı, askeri ve ticari amaçlarla yoğun olarak kullanılmıştır. Kapının iç kısmında, zamanla yapılan eklemeler sayesinde daha sağlam bir savunma sistemi oluşturulmuştur. Osmanlı döneminde de kullanılan bu kapı, özellikle Yenişehir ve Bursa yönünden gelen yolların kesişim noktasında bulunduğu için stratejik bir öneme sahipti.

Yenişehir Kapı - Félix Marie Charles Texier

Göl Kapısı
İznik Gölü’ne açılan Göl Kapısı, diğer kapılara kıyasla daha sade bir yapıya sahiptir. Şehrin batısında yer alan bu kapı, hem balıkçıların hem de göl ticareti yapanların sıkça kullandığı bir giriş noktasıydı. Günümüzde büyük ölçüde tahrip olmuş olsa da, kalan kalıntılar Bizans ve Osmanlı dönemlerinde yapılan onarımların izlerini taşımaktadır.

I. Murad Hamamı

İznik’te bulunan ve yerel halk arasında “Meydan Hamamı” veya “Eski Hamam” olarak da bilinen I. Murat Hamamı, ilçenin merkezinde, İstanbul Kapısı yolu üzerinde yer alır. Çifte hamam planına sahip olan yapının erkekler kısmı günümüzde belediye deposu olarak kullanılmaktadır. Bazı bölümlerine erişim mümkün değildir ve hamamın kuzey cephesine ve doğu tarafının kuzeyine başka yapılar bitişmiştir.

Yapının inşa kitabesi bulunamamıştır ancak mimari ve süsleme özelliklerine bakıldığında 14. yüzyılın ikinci yarısı ile 16. yüzyılın ilk yarısı arasında yapıldığı düşünülmektedir. Günümüzde kullanılmaz durumda olan hamam, doğu-batı doğrultusunda düzensiz dikdörtgen bir plana sahiptir. Batı cephesinde, eksenin güney kısmında yer alan kapıdan erkekler bölümüne girilmektedir. Burada kare planlı bir soyunmalık bölümü bulunmaktadır ve bu bölüm, tromplarla geçilen büyük bir kubbeyle örtülüdür.

Roma Yolu

İznik, tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış önemli bir yerleşim yeridir. Antik dönemdeki ismi Nikaia olan bu şehir, Roma İmparatorluğu döneminde de önemli bir merkezdi. İznik’teki Roma yolu, kentin kuzey-güney yönündeki ana caddesinin bir parçası olarak, Roma dönemine ait nadir kalıntılardan biri olarak öne çıkar. Bu yol, antik Nikaia’nın planlamasında önemli bir rol oynamış ve şehirdeki yaşamı düzenlemiş.

Roma yolunun keşfi, 2006-2007 yıllarında I. Murat Hamamı’nın restorasyonu sırasında yapılan temel araştırmalarla başlamıştır. Yapılan kazılar sonucunda, yolun bir kısmı ortaya çıkarılmıştır. Bu yolun devamı ise daha yakın dönemde yapılan İstanbul Kapı Araştırma Kazıları sırasında tespit edilmiştir. Bu bulgular, İznik’in Roma dönemindeki şehir planlamasını daha iyi anlamamıza yardımcı olur.

II. Murad Hamamı (Hacı Hamza Hamamı)

Hacı Hamza Hamamı, ya da diğer adıyla Belediye Hamamı, Osmanlı dönemi mimarisinin izlerini taşıyan önemli bir yapıdır. Yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 15. yüzyıl sonları ile 16. yüzyıl başlarına tarihlendirilmektedir. Bu, hamamın Osmanlı’nın erken dönemlerinden kalma ve mimari açıdan oldukça önemli bir örnek olduğunu gösterir.

Hamam, iki ana bölümden oluşmaktadır: kadınlar ve erkekler bölümü. Kadınlar bölümü, kuzeyde yer almakta ve doğuda kare planlı soğukluk ile batıda sıcaklık, tuvalet ve eş boyutlarda iki halvetten oluşmaktadır. Sıcaklık kısmı ise kuzeyde bir eyvan ve güneyde pandantif kubbe ile birleşen bir yapıda tasarlanmış.

Erkekler bölümü ise güneyde yer almakta ve doğuda kare planlı bir soğukluk, batıda ılıklık ve tuvalet yer almaktadır. Bitişik olarak sıcaklık ve dört köşeli odalar kubbe ile örtülmüştür. Hamamın sıcaklık kısmında sekiz kenarlı göbek taşı bulunur, bu da Osmanlı hamam mimarisinin karakteristik bir özelliğidir.

Çini Fırınları

İznik, tarihsel zenginliği ve arkeolojik önemiyle dikkat çeker. Son yıllarda yapılan kazılar, bölgedeki önemli yapıları ve üretim alanlarını gün yüzüne çıkarmıştır. Özellikle çini fırınları, İznik’in ünlü seramik ve çini üretim geçmişine ışık tutmaktadır.

Hacı Hamza Hamamı’nın yakınlarında, Belediye Sokağı’nın diğer tarafında hâlâ kazı çalışmaları süren özgün çini fırınları bulunur. Bu fırınlar, İznik çini üretiminin izlerini taşıyan önemli kalıntılardır. Çini üretiminin yapıldığı bu fırınlar, hem mimari hem de üretim teknolojisi açısından büyük bir öneme sahiptir.

Hacı Özbek Camii

Hacı Özbek Camii, tarihi açıdan önemli bir Osmanlı yapısıdır ve Osmanlı döneminin erken yıllarına ait mimari özellikleri taşır. 1333 yılında inşa edilen bu cami, İznik’te yer alır ve Kitabesi sayesinde tarihteki en eski Osmanlı eserlerinden biri olarak bilinir. Yapının kare planlı olması ve kubbesinin kiremitle örtülmesi, dönemin mimarisini yansıtır.

İç yapısında taş ve tuğla hatılların kullanılması da dikkat çekicidir. Ayrıca, minaresiz bir cami olarak inşa edilmesi de Osmanlı’daki bazı erken dönem camilerinin tipik bir özelliğidir. Son cemaat yerinin zaman içinde değişmiş olması ise yapının tarihsel süreçte geçirdiği dönüşümü gösteriyor.

kulturenvanteri.com/Yasin Köroğlu

İznik RomaTiyatrosu

İznik Roma Tiyatrosu, antik Nikaia’nın önemli yapılarından biridir. İznik’in merkezinin biraz dışında yer alan tiyatro, Roma döneminin karakteristik özelliklerine sahip bir yapıdır. Tiyatro, yaklaşık 15.000 kişilik kapasitesiyle, dönemin büyük etkinliklerine ev sahipliği yapacak şekilde tasarlanmıştır. Bu yapının varlığı, İznik’in Roma İmparatorluğu döneminde sadece askeri bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda kültürel etkinliklerin de yapıldığı bir merkez olduğunu gösterir.

Tiyatro, çok sayıda kazı ve restorasyon çalışması ile gün yüzüne çıkarılmaya çalışılmaktadır. Kazılar sırasında tiyatronun oturma alanları, sahne yapıları ve diğer önemli kısımları günümüzde hala keşif aşamasındadır. Roma tiyatrosunun mimarisi, Roma İmparatorluğu’nun sanat ve mühendislik anlayışını yansıtır. Burada tiyatro gösterileri, gladyatör dövüşleri ve diğer halk etkinlikleri düzenlenmiş olmalıdır.

kulturenvanteri.com/İnan Kenan Olga

İznik Nekropolü

İznik Nekropolü, şehrin güneydoğusunda yer alır ve Roma dönemine ait önemli mezarlık alanlarından biridir. Nekropol, Roma döneminde ölü gömme geleneklerinin izlerini taşır ve İznik’in antik yaşamına dair bilgiler sunar. Bölgedeki mezar yapıları, hem Roma İmparatorluğu’nun hem de erken Hristiyanlık döneminin mezarlık anlayışını yansıtır. İznik Nekropolü’ndeki mezar taşları, lahitler ve diğer mezar yapıları, dönemin sosyal yapısı ve cenaze törenleri hakkında bilgi verir.

Nekropoldeki bazı mezarlar, Hristiyanlık öncesi Roma dönemine aitken, bazıları erken Hristiyan dönemiyle ilişkilidir ve burada Hristiyanlığın mezar geleneği de izlenebilir. Bu da İznik’in hem Roma döneminde hem de erken Hristiyan döneminde önemli bir yerleşim yeri olduğunu gösterir.

İznik Gölü Bazilikası

İznik Gölü’nde bulunan Aziz Neophytos Bazilikası, 4. veya 5. yüzyılda Bizanslılar tarafından inşa edilmiş bir kilise ve manastırdır. Bu yapı, 2014 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin hava fotoğraf çalışmaları sırasında Prof. Dr. Mustafa Şahin tarafından tespit edilmiştir. Göl Kapı ile Yenişehir Kapı arasında, kıyıdan yaklaşık 50 metre açıkta ve 2-3 metre derinlikte su altında bulunmaktadır. Bazilika, yaklaşık 41 metre uzunluğunda ve 18,5 metre genişliğindedir. Dikdörtgen planlı yapıda atrium, narteks, ana ve yan nefler, apsis ve pastoforium mekanları bulunmaktadır. Planı, Ayasofya Kilisesi ile benzerlik göstermektedir.

Bazilikanın, sur duvarlarının dışında olmasından dolayı Aziz Neophitos’a adanmış olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, I. İznik Konsili’nin toplandığı alan olabileceği de düşünülmektedir. 2015 yılından itibaren İznik Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Prof. Dr. Mustafa Şahin’in bilimsel danışmanlığında sualtı arkeolojik kazı çalışmaları sürdürülmektedir. Kazı çalışmaları, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle devam etmektedir.

Bursa Büyükşehir Belediyesi
kulturenvanteri.com/İnan Kenan Olgar

İznik Arkeoloji Müzesi

İznik Müzesi, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan İznik’in zengin kültürel mirasını sergileyen önemli bir müzedir. Müze, 14 Ocak 2023 tarihinde yeni binasında hizmete girmiştir.

İznik Müzesi, aslında daha önce Nilüfer Hatun İmareti’nde hizmet veriyordu. Ancak, eserlerin artması ve daha iyi sergileme imkanlarına ihtiyaç duyulması nedeniyle yeni bir bina inşa edilmiştir. Yeni müze binası, modern bir anlayışla tasarlanmış ve ziyaretçilere daha iyi bir deneyim sunmayı amaçlamaktadır.

İznik Müzesi’nde, antik dönemlerden Osmanlı dönemine kadar uzanan geniş bir eser yelpazesi sergilenmektedir. Müzede, şu eserler görülebilir:

  • Arkeolojik Eserler: İznik ve çevresindeki kazılarda bulunan antik dönemlere ait eserler (heykeller, seramikler, sikkeler vb.)
  • Bizans Dönemi Eserleri: İznik’in Bizans dönemine ait eserleri (mozaikler, ikonalar, mimari parçalar vb.)
  • Osmanlı Dönemi Eserleri: İznik’in Osmanlı dönemine ait eserleri (çini örnekleri, el yazmaları, silahlar vb.)

Müze, kronolojik bir sırayla düzenlenmiştir ve eserlerin daha iyi anlaşılması için bilgilendirici panolar ve açıklamalar bulunmaktadır. Ayrıca, müzede interaktif sergiler ve etkinlikler de düzenlenmektedir.

kulturenvanteri.com/İnan Kenan Olgar
Akhileus Lahdi, İnan Kenan Olgar
]]>
http://samdonmez.com/iznik/feed/ 0 778