Sultanahmet ve Ayasofya

yazar:

kategori:

Sultanahmet ve Ayasofya Çevresi

1. Ayasofya Müzesi

Ayasofya, dünyanın en önemli mimari eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ayasofya yada Hagia Sophia, “Kutsal Bilgelik Kilisesi” anlamına gelmektedir ve cennetin bu dünyadaki bir yansıması olarak tasarlanmıştır. 1400 yılı aşkın tarihiyle 6. yüzyıl Bizans başkenti olan Konstantinapol’ün gelişmişliği kanıtlar nitelikte bir eserdir. Sonraki yüzyıllarda kent mimarisinin esin kaynağı olan Ayasofya İmparator İustinianos tarafında  537 yılında yaptırılmıştır. Daha önce aynı yerinden iki eski kilise kalıntılarının üzerinden üzerine inşa edilmiştir. Bu görkemli yapı 6. yüzyıldan yani 537 yılından 15. yüzyıla kadar yani 1453 yılına kadar kilise olarak hizmet vermiştir. Osmanlı’nın İstanbul’u fethi ile camiye dönüştürülmüş ve yapıya ayrıca 4 adet minare eklenmiştir. Ayrıca etrafında bulunan çeşme ve türbelerde Osmanlı döneminden kalmıştır. Ayasofya’nın devasa kubbesinin ayakta kalabilmesi için dış cephe payandalarla desteklenmiştir.

_MG_0509

Bir zamanlar üst duvarları süsleyen figüratif mozaiklerden günümüze kalanlar yapının mutlaka görülmesi gereken kısımları arasında yer almaktadır. Bizans sanatının en seçkin örnekleri olarak kabul edilen bu mozaiklerin ikonkırıcılık döneminden sonra 9. yüzyıl veya daha geç bir dönemde yapıldığı sanılmaktadır.

Zemin Kat
Bizans döneminde sadece imparatorların kullandığı giriş kapısı günümüzde müzenin giriş kapısı olarak kullanılmaktadır, bu kapının hemen üstünde en önemli mozaiklerden biri yer almaktadır. Mihrap, Minber, Hünkar Mahfili, Müezzin Mahfili, I Mahmut Kütüphanesi ve Vaiz Kürsüsü  Ayasofya’ya Osmanlı döneminde eklenen zenginliklerdendir.

IMG_6057

IMG_6060

Galeriler
Ayasofya galerilere girişe göre solda kalan rampadan ulaşılır. Galeride de çok önemli mozaikler bulunmaktadır. Bunlardan bazıları, “İmparator Aleksandros’un kafatası tutarken gösteren mozaik”, güney galeride bulunan  “Çocuk İsa’yı tutan Meryem mozaiği” , “İsa ile İmparator IX. Konstantinos Monomakhos ve İmparatoriçe Zoe mozaiği”, “Deisis Mozaiği”dir.

IMG_6062

IMG_6077

Üst Duvarlar ve Kubbeler
Apsise kucağında çocuk İsa’yı tutan Meryem’i gösteren çarpıcı bir mozaik hakimdir. Diğer bir mozaikte Cebrail ve Mikail melekler tasvir edilmiştir. Altı Kanatlı Melek mozaiği diğer bir önemli mozaiktir.

Nef
56 metre yüksekliğindeki devasa bir kubbeyle örtülü geniş nefin görkeminden etkilenmemek mümkün değildir.

Türbeler
Ayasofya’da üç adet türbe bulunur. Bu türbeler, II. Selim, II. Murat ve III. Mehmet’e aitlerdir. Bunlardan en eskisi olan II. Selim türbesi Mimar Sinan tarafından 1577 yılında yaptırılmıştır. Türbenin iç mekanı tamamen İznik çinileriyle bezelidir.

Şadırvan
1740 yılı civarında yapılan şadırvan Ayasofya’da mutlaka görmenin gereken bir Osmanlı eseridir. Osmanlı Rokoko üslubunun güzel örneklerinden biri olarak görülmektedir.

IMG_6063

IMG_6090

IMG_6087

2.Sultanahmet Camisi

Sultanahmet Camisi, halk arasında Mavi Cami (Blue Mosque) olarak da bilinir. Mavi Cami olarak bilinmesinin sebebi iç mekanı kaplayan İznik çinileridir (İznik yazımızda bahsetmiştik.). Sultanahmet Camisi ziyaretçilerine günün her saatinden eşsiz bir manzara sunar ve özellikle gece aydınlatmaları büyüleyicidir. I. Ahmet tarafından 1609-16 yılları arasında yaptırılan cami, Topkapı Sarayı’nın da mimarı olan Mehmet Ağa tarafından yapılmıştır. 6 minareye sahip görkemli cami Osmanlı’nın duraklama dönemi denk geldiği için yapımı eleştirilere meydan vermiştir.

_MG_0562

_MG_0580

İç Mekan
Oymalarla süslenmiş beyaz mermer minber 17. yüzyıldan kalmadır ve cuma hutbelerinde kullanılır. İç mekanın tamamı İznik çinileriyle kaplıdır ve dekorasyonda hiçbir masraftan kaçınılmamıştır. Çiniler, İznik çinilerinin zirve yaptığı döneme aittir. Hünkar Mahfili, padişah ve maiyetine özel olarak ayrılmıştır. Fil ayakları olarak adlandırılan kolonlar kubbenin ağırlığını destekler ve cami içine hoş bir görüntü katar. Camide 250’den fazla pencere bulunmaktadır ve bu pencereler caminin içini aydınlık ve ferah olarak gösterir.

Kubbeler Minareler
Sıra sıra zarif kubbeler avludan bakıldığından camiye çarpıcı görüntü sağlar. Kubbeler ve yarım kubbelerin iç kısmı göz alıcı desenlerle bezenmiştir. Altı minaresi bulunan caminin minarelerinin bazılarında iki bazılarında üç şerefe bulunur.

_MG_0572

80430010

Dış Mekan ve Avlu
Avlu namazgahla aynı genişliktedir ve camiye dengeli bir üslup kazandırır. Avluda bulunan şadırvan, altıgen şekilde zarif bir tasarıma sahiptir. Avlunun dışında cemaatin abdest alması için musluklar bulunur.

3.Yerebatan Sarnıcı

İstanbul’un en ilgi çekici yerlerinden biri Yerebatan Sarnıcı’dır. 532 yılında daha önce aynı yerde bulunan sarnıcın yerine inşa edildiği düşünülmektedir. İmparator İustinianos tarafından Bizans’ın büyük sarayının su ihtiyacını karşılamak için yaptırılmıştır. Osmanlı’nın İstanbul’u fethinden sonra 1 yüzyıl boyunca fark edilmemiştir.

Ziyaretçiler bugün Sarnıcı ziyaret ettiklerinde klasik müzik eşliğinde ancak sarnıcın 3’te 2’sini görebilirler. Kalan kısım 19. yüzyılda tuğla örülerek kapatılmıştır. Sarnıcın tavanı her biri 8 metre yüksekliğinde 336 sütunla desteklenmiştir. Uzaktaki köşede iki sütunun Medusa başı biçiminde kaideleri vardır. Bizanslılarca eski anıtlardan sökülmüş kaidelerin, su perilerinin kutsal mabedi olan “nymphaion”dan getirildiği sanılmaktadır.

yerebatansarnıcı

yerebatanmedusabaşı

4.İstanbul El Sanatları Merkezi

El sanatlarına ilgi duyanların mutlaka ziyaret etmesi gereken yer olan İstanbul El Sanatları Müzesi, eskiden Mehmet Efendi Medresesi olarak kullanılan mekandadır. Merkezde seramik ustaları ve hat ustaları gibi zanaatkarları yeteneklerini sergilerken görebilir ve bu eserleri satın alabilirsiniz. Merkezin hemen yakınında “Yeşil Ev” oteli kartpostallık bir manzara sunar.

_MG_0530

5.Büyük Saray Mozaikleri Müzesi

Karşılıklı küçük dükkanlarla sarılmış Arasta Çarşısı’nın hemen yakınlarında yer alan Büyük Saray Mozaikleri müzesi, Bizans dönemi Büyük Sarayı’nın bir bölümünün üstünün kapatılmasıyla yapılmıştır. Bizans’ın Büyük Sarayı’nın imparatorluğun en parlak döneminde bir çoğu altın yaldızlı mozaiklerle süslenmiş yüzden fazla odaya sahipti. Bu mozaik dizisi 1872 m2’yi bulan yüzey genişliğiyle Avrupa’nın günümüze ulaşmış en büyük mozaiklerinden biridir. Yapımında Bizans’ın dört bir yanından ustaların çalıştığı İmparatorluk atölyelerinde yapılmıştır. 150’den fazla insan ve hayvan figürünün betimlendiği mozaiğin bir dönem Hipodrom’un (Sultanahmet Meydanı) yanındaki tören alanına giden yolu süslediği düşünülmektedir.

_MG_0551

_MG_0549

_MG_0536

6.Türk İslam Eserleri Müzesi

40 binden fazla esere ev sahipliği yapan Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Kanuni Sultan Süleyman’ın en yetenekli sadrazamlarından olan Pargalı Damat İbrahim Paşa’nın sarayına kurulmuştur. Sultanahmet Meydanında, Sultanahmet Camisinin hemen karşısında yer alan müzede, İslam’ın ilk dönemlerindeki Emevi Devletinden (664-750), modern çağlara kadar eserler sergilenmektedir. Her salon İslam Dünyası’nın farklı bir dönemine ya da bölgesine ayrılmıştır. Müzenin zemin katında İç Anadolu ve Doğu Anadolu yörükleri başta olmak üzere Anadolu’da yaşayan farklı halkların yaşam tarzlarına ayrılmış etnografik bir sergi vardır.

_MG_0553

7.Haseki Hürrem Hamamı

Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1556 yılında yaptırılan Haseki Hürrem Hamamı, Mimar Sinan’ın eseridir. Haseki Osmanlı Haremin padişahın gözdesi olan hatuna verilen isimdir. Kadınlar ve erkeklere ayrılan hamam Ayasofya’nın Cami olarak kullanıldığı dönemde buradaki cemaat için tasarlanmıştır. Yüzünü Ayasofya’ya dönmüş hamam kentin en dikkat çeken hamamlarından biridir. 350 yılı aşkın bir zamandır halka açık olan hamam 1910 yılında kapatılmıştı. Hamam olarak kullanılmadığı dönemlerde farklı amaçlarda hizmet veren yapı 2011 yılındaki restorasyon ile tekrar hamam olarak kullanılmaya başlanmıştır.

_MG_0522

8.At Meydanı (Hipodrom)

Bir zamanlar Konstantinapol’ün merkezinde bulunan devasa stadyumdan bugün günümüze pek bir şey kalmamıştır. Stadyum atlı savaş arabaları yarışları için MS. 3. yüzyılda İmparator Septimius Severus tarafından yaptırılmıştır. Stadyumun yaklaşık yüz bin kişilik izleyici kapasitesine sahip olduğu düşünülmektedir. Parkı çevreleyen yol neredeyse doğudan batıya eski araba yarışı pistini seyreder. Hipodrum’un yarım daire biçimli arka bölümünün kemerleri halen günümüzde mevcuttur. Stadyum’un ortasında bulunan Dikilitaş, başkente tarihi bir hava katmak için Mısır ve Yunan uygarlıklarının izlerini taşımaktadır. MÖ 1500 yıllarından kalma olduğu düşünülen Dikilitaş Luksor’dan (Mısır) getirilmiştir. Bunun yanında Delphoi’den (Yunanistan) getirilmiş Yılanlı Sütun bulunur.

_MG_0581

_MG_0594

Bugüne kadar gelen diğer taşın tarihiyle ilgili bilgiler kesin değildir. Örme Sütun olarak da anılan dikilitaş 10. yüzyılda restore ettiren Porphyrogenetos’un adıyla anılır. Örme sütunun üstünde Yeniçerilerin hedef tahtası olduğunu kanıtlar nitelikte yaralar bulunmaktadır. Hipodrom meydanındaki tek yapı II. Wilhelm’in kenti ziyareti sırasında yaptırılan Alman Çeşmesidir. Hipodrom Meydanında 532 yılında rakip araba yarışçılar arasında çıkan kavga bir isyana dönüşmüş ve İstanbul’un en kanlı olaylarından biri olan Nika ayaklanması çıkmıştır.

Antik-Hipodrom

_MG_0596

9.Binbirdirek Sarnıcı

İstanbul’un altında Bizans döneminden kalma birçok su sarnıcı bulunmaktadır. Bunlardan en büyük Yerebatan sarnıcı olup yıllık 1 milyon kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Yerebatan Sarnıcının ardından ikinci büyük sarnıç Binbirdirek Sarnıcıdır. 64 m’ye 56 m’lik bir alanı kaplayan sarnıç 360bin kişinin 10 günlük su karşılayabilecek kapasiteye sahiptir. MS. 4. yüzyılda inşa edilen sarnıç 264 mermer sütun ile desteklenir.

10.II. Mahmut Türbesi

Büyük sekizgen yapı Roma mimari üslubuna göre inşa edilmiştir. II. Mahmut, Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamit’in türbeleri burada bulunur. Türbe II. Mahmut’un ölümünden 1 yıl önce yaptırılmıştır. Devasa türbenin dışında zarif mezar taşları, çeşmesi ve uç kısımda bir kafeden oluşan bir hazire bulunur. Şair, Yazar ve Siyasetçi Ziya Gökalp’in mezarı da bu hazire içinde yer alır.

11.Çemberlitaş

Çemberlitaş sütunu 35 metre yüksekliğindedir ve MS. 330 yılında yaptırılmıştır. O dönemde Bizans’ın yeni başkenti olan İstanbul’un kutlamaları adına yapılan sütunun yapımı için Mısır’daki Hierapolis kentinden somaki mermerler getirilmiştir. Sütunda 10 taş katman bulunmaktadır ve bu katmanlar 416 yılında metal halkalarla sağlamlaştırılmıştır. 1779’da İstanbul’da çıkan büyük yangın bir çok yangın atlatan sütun, o yangından sağ çıkınca yanık sütun olarak anılmaya başlanmıştır. Güçlendirmek amacıyla çevresine taşlar örülen sütunun etrafında birbirinden değerli kutsal emanetlerin gömülü olduğu söylenir. Bunların arasında Nuh’un gemisini yaparken kullandığı balta, Magdalalı Meryem’in kutsal yağ şisesi ve Hz. İsa’nın mucizevi bir biçimde çoğaltarak büyük bir kalabalığı doyurduğu ekmekten bir parça bulunur.

_MG_0614

12.Sokullu Mehmet Paşa

Selim döneminde sadrazam olan Sokullu Mehmet Paşa tarafından vakfedilen bu cami Mimar Sinan tarafından 1571-2 yıllarında yaptırılmıştır. Eğimli bir arazi üzerine inşa edilen cami için Mimar Sinan’ın bulduğu çözüm hayranlık uyandırıcıdır. Ara sokaklardan geçip ufak bir hazireden sonra caminin içine bahçesine girdiğinizde sizi derin bir huzur kaplar. İç mekanda oymalarla süslü mihrabın etrafındaki duvarlar boydan boya İznik Çinileri ile süslüdür.

_MG_0636

_MG_0631

13.Küçük Ayasofya Camii

Bu eski kilise adaşı olan Ayasofya’dan birkaç yıl önce, 527 yılında inşa edilmiştir. İmparator İustinianos tarafından uzun hükümdarlık günlerinin başlarında inşa edilen kilise günümüzde cami olarak kullanılmaktadır. İlgi çekici atmosferi olmasına rağmen, adaşı kadar ilgi göremeyen eski kilise, günümüzde ara sokaklarda kalmış olmasından ötürü ziyaretçi akınlarına uğramamaktadır. İç mekanda, düzensiz bir sekizgen oluşturan sütunlar iki kat boyunca ortadaki 16 kemerli büyük kubbeyi destekler. Küçük Ayasofya ya da eski adıyla Aziz Sergios kilisesi iki önemli yapının arasındadır. Bunlar, Hormisdas Sarayı ile Sen Piyer Kilisesidir. Ama kilise bu iki eserden de uzun ömürlü olmuştur.

_MG_0645

_MG_0647

14.Bukoleon Sarayı

Bizans İmparatorlarının Büyük Saray’ından geriye kalanları bulmak büyük bir uğraş gerektirmektedir. Küçük Ayasofya Camisi’nden eski Fransız Hapishanesine doğru yürüyün buranın bahçesinden Kennedy Caddesine çıkabilirsiniz. Oradan sola doğru devam edin. Sola doğru yürürken Bizans’ın büyük Sarayı’nın sur kalıntılarını ve Bukoleon Sarayı’ndan günümüze ulaşmış pencereleri görebilirsiniz. Bukoleon Sarayı, Büyük Saray bünyesinde deniz köşkü olan ihtişamlı günlerinde dalgaları pencerelere vuran bir saraydı. Bu saraydan özel olarak yapılmış merdivenle imparator aşağı iner ve kendini bekleyen kayıklara binerdi.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir