Amasra
Karadeniz’de sevimli bir ilçe olan Amasra, Bartın’a 15 km uzaklıktadır, yedi tepe, beş yarımada, iki koy, iki adadan oluşmaktadır.
Amasra’nın ilk kuruluşu MÖ 2000 yıllarına dayanır. İlk adı Amastrist olarak bilinen ilçe, önemli bir ticaret merkezi konumundadır ve bir dönem 7000 hanelik bir kent olur. 6. yüzyılda Sesamus olarak bilinirken burada yaşayanlar da Megaralılar diye adlandırılırdı.
Birçok istilaya uğrayan kent daha sonra Cenevizliler tarafından tekrar kurulmuştur. Cenevizlilerin hakimiyetine 14. yüzyılda giren ilçede birçok Ceneviz esintisi bulunmaktadır. 1460 yılında Amasra Osmanlı himayesine girmiştir. Fatih Sultan Mehmed Han’ın övgüsüne mazhar olmuş bir ilçe olan Amasra‘ya Sultan, Çeşmi Cihan adını vermiştir.
Karadeniz’in incisi Amasra‘da gezilecek yerlerin başında Amasra Kalesi geliyor. Amasra Kalesi, Bizans döneminde inşa edilmiş olsa da Ceneviz döneminde bir çok değişikliğe uğramıştır. Bu yüzden iki imparatorluğun kültürünün de etkisindedir. Kale iki ana yapıdan oluşmaktadır. Birisi şuan bir köprüyle bağlanan ama o zaman ada olan Boztepe’de bulunan Sormagir Kalesidir, diğeri Amasra‘da bulunan Zindan Kalesi’dir. Sormagir Kalesine, Kemere Köprü adı verilen köprüden geçtikten sonra ‘Karanlık Yer’ denilen tonozlu kapıdan geçilerek ulaşılır. Doğu, Kuzeydoğu ve batısını çevreleyen surları büyük bölümü bugün yıkılmıştır.
Amasra‘nın ilk müzesi olan Amasra Müzesi 1955 yılında açılmıştır. 1955 yılından 1982 yılında kadar çeşitli binalarda hizmet verdikten sonra, 1982 yılında onarılan Osmanlı’nın Karadeniz’deki Mekteb-i Bahriye binasında hizmetine başlamıştır.
Müzede iki yanda iki ayrı tarih vardır. Tek katlı olan binanın sağ tarafında antik dönem buluntuları bulunmaktadır. Antik dönem buluntularının tamamı bina temelleri kazınırken bulunmuştur. Sol bölümde ise etnografik eserler bulunmaktadır. Müze kart geçerli olan müzeye giriş ücreti 5TL’dir.
Amasra’nın dokusunu kavrayabilmek için yürüyerek gezmek daha doğru olur. Oldukça iyi durumda olan güçlü surlar üzerindeki içkaleye yürüyerek ulaşabilirsiniz. Bu surlar boztepe denilen yarımada da bulunur. Bizans ve Ceneviz döneminden kalmıştır.
9. yüzyılda Kilise olarak Bizanslılar tarafından inşa edilen Fatih Cami gezilecek diğer bir önemli eserdir. Amasra Kalesinin içine yapılan eski kilise Osmanlı’nın fethinden sonra 1460 yılında camiye çevrilmiştir. Eski bir İslam geleneği olan Cuma hutbesinin kılıç çekilerek okunması bu camide hala sürmektedir. Bu sebepten camiyi ziyaret edenler büyük ilgi göstermektedir.
Amasra İç Kale’de yer alan diğer bir şapelin de tarihi 9. yüzyıla kadar dayanmaktadır. Bizanslılara ait şapel özenli taş tuğla örgü sistemi ile yapılmıştır. Bu küçük şapel günümüzde Amasra Kültür ve Sanat Evi olarak hizmet vermektedir.
Amasra Kemere Köprü, Sormagir Mahallesi ve Boztepe mahallerini birbirine bağlar. Roma köprülerini andıran bu köprü Amasra‘da bizlere çok güzel manzaralar göstermektedir.
Amasra Çarşısı, Amasra‘nın tam merkezinde bulunan, Çekiciler Çarşısı olarak bilinen ve Amasra‘ya gelen herkesin buraya mutlaka uğraması gereken bir yerdir. Buradan hediyelik eşya alabilir, sanat atölyelerini ziyaret edebilir ve satın aldığınız hediyelik eşyaların nasıl yapıldığına şahit olabilirsiniz.
Amasra‘da denize girilebilecek iki mekan bulunur. Bunlarda ilki Amasra‘nın merkezinde bulunan büyük plajdır. Diğeri ise Direkli Kayadır. Efsaneye göre Amasra‘ya ismini veren Kraliçe Amastrist’in kayalar içine oyulmuş havuzu burada bulunurmuş. Direkli Kaya Cenevizliler tarafından ise Fener olarak yaptırılmıştır.








Bir yanıt yazın