Bergama, İzmir’in kuzeyinde yer alan ve antik dönemde Pergamon olarak bilinen, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış önemli bir kültür ve sağlık merkezidir. M.Ö. 4. yüzyılda kurulan şehir, özellikle Helenistik dönemde Attalos Hanedanlığı’nın başkenti olarak büyük bir gelişme göstermiştir. 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Bergama, zengin tarihi mirası ve doğal güzellikleriyle dikkat çekmektedir.
Pergamon’un Tarihi ve Önemi
M.Ö. 334 yılında Çanakkale Boğazı’nı geçerek Anadolu’ya giren Büyük İskender’in ordusu, kazandığı savaş ganimetlerini korumak üzere Pergamon adlı kaleye yerleştirdi. Bu hazineleri korumakla görevlendirilen Philetairos, İskender’in ölümünden sonra eline geçen bu servetle burada bir hanedanlık kurdu. Yeğeni Eumenes ile başlayan krallık dönemi, Ege’yi derinden etkileyen kültürel bir çağın habercisi oldu.
Pergamon, yaklaşık 150 yıl boyunca Helenistik dönemin en parlak kültür merkezlerinden biri olarak varlığını sürdürdü. Kentte ilk arkeolojik kazılar 1878-1886 yılları arasında yapıldı. Bu kazılarda bulunan Zeus Tapınağı kabartmaları ve birçok değerli eser Almanya’ya götürüldü ve bugün Berlin’deki ünlü Pergamon Müzesi’nde sergilenmektedir.
Antik Pergamon’un Öne Çıkan Yapıları
Akropol (Yukarı Şehir)
Kale Dağı’nın zirvesinde yer alan Akropol, Pergamon’un en önemli yapılarının bulunduğu bölgedir. Burada Athena Tapınağı, Traianus Tapınağı, Zeus Sunağı, Dionysos Tapınağı, tiyatro, kütüphane, agora ve gymnasion gibi yapılar bulunmaktadır.
Zeus Sunağı
M.Ö. 2. yüzyılda Galatlara karşı kazanılan zaferin anısına inşa edilen Zeus Sunağı, Bergama Heykeltraşlık Ekolü’nün en önemli eserlerinden biridir. U şeklinde tasarlanmış bu anıtsal yapı, günümüzde Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde sergilenmektedir.
Traianus Tapınağı
Roma İmparatorları Traian ve Hadrianus adına M.S. 2. yüzyılda inşa edilen bu tapınak, Akropol’ün en yüksek noktasında yer alır. Beyaz mermerden yapılmış ve etkileyici mimarisiyle dikkat çeker.
Tiyatro
Helenistik döneme ait olan tiyatro, yaklaşık 10.000 kişilik kapasitesiyle antik dünyanın en dik tiyatrosudur. Yamaç üzerine kurulmuş olan bu yapı, hem mimarisi hem de manzarasıyla ziyaretçileri etkiler.
Athena Tapınağı ve Kütüphane
Athena Tapınağı, Pergamon’un en eski tapınaklarından biridir. Tapınağın kuzeyinde yer alan kütüphane, yaklaşık 200.000 parşömen ruloya ev sahipliği yapmış ve antik dünyanın en büyük ikinci kütüphanesi olmuştur.
Kızıl Avlu (Serapis Tapınağı)
Bergama şehir merkezinde, Akropol çıkışında yer alan bu görkemli kırmızı tuğla yapı, Mısır tanrısı Serapis’e adanmıştır. Roma döneminde yapılmış, Bizans döneminde kiliseye çevrilmiştir. Avlusunun altından Selinos Deresi geçmektedir.
Asklepion: Antik Dönemin Sağlık Merkezi
Bergama’nın çıkışında, yaklaşık 2–3 km içeride yer alan Asklepieion, antik çağın en önemli sağlık merkezlerinden biriydi. Sağlık Tanrısı Asklepios adına kurulmuş bu merkezde fiziksel ve ruhsal tedaviler uygulanıyordu.
Efsaneye göre, baş tanrı Zeus, Asklepios’u yıldırımlarla öldürürken o, ölmeden önce her derde deva bir reçete yazmış. Ancak yağmur reçetedeki yazıyı silmiş ve reçetenin yerinde bir sarımsak yetişmiş. Bu yüzden reçetede yazan ilacın sarımsak olduğuna inanılmış.
Asklepieion, antik kent merkezi ile 820 metrelik kutsal bir yol ile bağlıydı. Bugün bu yolun bir kısmı açığa çıkarılmış durumda. Ören yerine sütunlu bir yoldan giriliyor. Alanda:
Kaplıcalar,
Çamur banyoları,
Uyku odaları (psikiyatrik tedavi için),
Tıbbi tedavi alanları gibi birçok bölüm bulunmaktadır.
Hâlâ gezilebilen 80 metre uzunluğundaki tünel, kutsal havuzlarla çeşmeleri uyku odalarına bağlar. Hastalar bu tünelde su sesi eşliğinde yürüyerek rahatlatılırdı. Tünelin sonunda, antik çağda tıbbi tedavilerin yapıldığı bina yer alır. Ören yerindeki amfitiyatro ise oldukça iyi durumdadır ve etkinlikler için kullanıma uygundur.
Allianoi
Bergama Asklepieion’una benzer bir diğer sağlık merkezi de Allianoi’dur. Bergama’yı İvrindi’ye bağlayan karayolunun 23 km kuzeydoğusundaki Paşa Ilıcası mevkisinde yer alır. Allianoi, antik Pergamon’un sayfiye (dinlenme ve şifa) alanıydı.
Ancak bu değerli kent, Yortanlı Barajı suları altında kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Tıpkı Zeugma gibi, burada da bir kurtarma kazısı yürütülmektedir. Bergama Müzesi başkanlığında, Philip Morris sponsorluğunda ve Yortanlı Kurtarma Derneği’nin desteğiyle yürütülen çalışmalarda çok önemli buluntulara ulaşılmıştır:
9.700 m² büyüklüğünde, Anadolu’daki en büyük termal kompleks,
Anıtsal çeşmeler, konutlar, dükkanlar,
Seramik fırınları ve şarap imalathaneleri,
Çift kemerli Roma köprüsü ve iki ana cadde,
Afrodit heykeli, Asklepios başı ve diğer heykel parçaları…
Tüm bu eserler Bergama Müzesi‘nde sergilenmektedir.
Bergama Arkeoloji Müzesi
Bergama şehir merkezinde, Akropol ve Asklepion gibi önemli ören yerlerinden çıkan eserlerin sergilendiği Bergama Arkeoloji Müzesi, bölgenin binlerce yıllık geçmişine ışık tutuyor. 1936 yılında ziyarete açılan müze, hem Bergama hem de çevresindeki antik kentlerden getirilen heykel, lahit, seramik, yazıt ve çeşitli küçük buluntularla oldukça zengin bir koleksiyona sahiptir. Müzenin içindeki sergiler Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait bölümler halinde düzenlenmiştir.
Ayrıca Zeus Sunağı’nın orijinal parçalarının taşındığı Berlin’e gidemeyenler için, bu büyük eserin temel kalıntıları ve rekonstrüksiyon çizimleri burada görülebilir. Müze bahçesinde ise heykeller, lahitler ve mimari taş eserler açık hava sergisi olarak düzenlenmiştir.
Osmanlı ve Türk-İslam Mirası
Bergama, antik kalıntıların yanı sıra Osmanlı dönemine ait önemli yapılarıyla da dikkat çeker. Ulucami (1399), Kurşunlu Cami (1433), Şadırvanlı Cami ve çeşitli hamamlar ile çarşılar, şehrin tarihi dokusunu zenginleştirir.
Eski Rum evleri, Osmanlı dönemine ait camiler, hamamlar ve hanlar ilçenin kültürel çeşitliliğini ortaya koyar.
Ulucami: Selinos Çayı kıyısında, Kaya Mahallesi’nde 1399 yılında inşa edilmiştir. Üç kubbesi, farklı mimarisi ve iki minaresi ile dikkat çeker.
Kurşunlu Cami: Hükümet Konağı yakınlarında yer alır. 1433 yılında yapılmış ve kubbesi kurşun levhalarla kaplanmıştır.
Şadırvanlı Cami: Bitiminde Selçuklu dönemine ait minaresi ile dikkat çeker.
Diğer önemli yapılar: Çinili Minare, Tabaklar Hamamı, Küplü Hamam, Hacı Hekim Hamamı, Kapalı Çarşı, Çukurhan ve Parmaklı Mescit gibi eserler Türk-İslam mimarisinin izlerini taşır.
Tümülüsler
Bergama kent merkezi ve çevresinde Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen birçok antik mezar ve tümülüs (mezar tepeleri) yer almaktadır.
Bunlar arasında:
Yığmatepe (henüz kazılmamış),
60 metrelik koridorları ve mezar odaları ortaya çıkarılan Maltepe,
Tuzcu Tepe gibi önemli tümülüsler bulunmaktadır.
Bu yapılar, hem arkeologlar hem de tarih meraklıları için büyük keşif potansiyeli taşımaktadır.
Bergama’nın Köprüleri
Bergama’da antik dönemden günümüze ulaşan pek çok köprü bulunmaktadır. Bunlar arasında:
Koyun Köprü
Üç Kemer Köprüsü
Tabaklar Köprüsü (Ulu Cami’ye geçişi sağlar)
bu tarihi kentin hem ulaşımını kolaylaştırmış hem de zamana meydan okuyan mimari eserler olarak günümüze ulaşmıştır. Özellikle Üç Kemer Köprüsü’nün Roma döneminden kalma olduğu düşünülmektedir. Tabaklar Köprüsü ise şehir içi geçişlerde önemli bir güzergâhtır.
Doğal Güzellikler ve Çevre Köyler
Kozak Yaylası ve Köyleri, Bergama ile Ayvalık arasında yer alan geniş ve yemyeşil bir platodur. Bergama’dan Ayvalık’a giden ana yolun dışında, bir de Kozak Yaylası üzerinden geçen alternatif bir yayla yolu bulunur. Turlar zaman zaman bu yolu tercih eder. Yol biraz virajlı olsa da zemini oldukça iyidir ve doğal güzellikleriyle göz kamaştırır.
Bu yol, çam ormanları arasındaki vadiden geçer. Yol boyunca:
Sık sık kaynak suları,
Tatlı su pınarları,
Küçük bir dere,
Ardıç, gürgen ve çam ağaçları doğaya eşlik eder.
Kozak, bu yayla çevresinin merkezi konumundadır. Yayla köyleri hem doğal hem kültürel olarak oldukça zengindir:
Demircidere: Bağcılık ve şarap üretimi ile tanınır.
Çamavlu: Lezzetli peyniriyle ünlüdür.
Yukarıbey ve Aşağıbey: Yemyeşil doğa içinde yer alan sakin ve güzel köylerdir.
Nebiler Köyü, idari olarak Dikili’ye bağlıdır ancak Bergama’ya da oldukça yakındır. Köydeki küçük şelale ve çevresi son yıllarda doğa turizmi açısından dikkat çekmiştir. Yerel tur acentaları bu bölgeye trekking turları düzenlemektedir.
Nebiler Köyü ve çevresi ayrıca, Bergama’nın Türkiye kamuoyuna yansıdığı önemli çevre olaylarından biriyle de bilinir. Siyanürle altın çıkarma faaliyetleri nedeniyle uzun süre gündemde kalmış, çevre köylerin halkı yıllarca çeşitli eylemlerle bu faaliyetlere karşı çıkmıştır. Dönem dönem Türkiye’nin dikkatini çeken bu çevre mücadelesi, zamanla sönümlense de hâlâ hafızalarda tazeliğini korumaktadır.

Bir yanıt yazın