Foça

yazar:

kategori:

Bütün Ege’de eski dokusunu önemli ölçüde koruyabilmiş sahil ilçelerinden biri olan Foça, İzmir’e 71 km uzaklıkta, yaklaşık 35 bin kişilik yerleşik nüfusa sahip küçük ve sevimli bir sahil kentidir. Eski ve Yeni Foça olarak ikiye ayrılan ilçenin tarihi zenginliğiyle öne çıkan bölümü Eski Foça’dır. İlçe, Küçükdeniz ve Büyükdeniz adı verilen iki koyun çevresine kurulmuş; sahilinde balıkçı kayıkları, iyi balıkçı lokantaları, barlar ve çeşitli eğlence mekânları yer alır. İç kesimlere doğru girildiğinde dar taş sokakları, taş evleri ve güler yüzlü insanlarıyla Eski Foça insanı büyüleyen bir atmosfere sahiptir.

İzmir’in kuzeybatısında, Ege Denizi’ne nazır konumuyla Foça; berrak denizi, tarihi dokusu, sevimli sokakları ve huzurlu atmosferiyle hem tarih meraklılarının hem de deniz tutkunlarının gözde duraklarından biridir. Küçük balıkçı tekneleri, taş evleri, sahil boyunca sıralanmış restoranları ve maviyle kucaklaşan koylarıyla geçmiş ile bugünü aynı anda yaşatan nadide bir yerleşimdir. Foça; tarihi boyunca taşıdığı kültürel zenginlikleri, mitolojik hikâyeleri ve eşsiz doğasıyla keşfedilmeye değer bir kıyı kentidir.

Dick Osseman / pbase.com

Foça’nın Tarihi: Phokaia’dan Günümüze

Foça’nın adı, antik çağdaki Phokaia kentinden gelir. M.Ö. 7. yüzyılda Aioller tarafından kurulan kent, kısa sürede denizcilikte ustalaşan İonlar tarafından ele geçirildi. Phokaialılar, 50 kürekli ve 500 kişilik gemileriyle Akdeniz boyunca koloni kentler kurdular. Marsilya, Velia, Alalia, Ampuria, Naukratis gibi şehirler bunlardan sadece bazılarıdır. Marsilya’nın girişinde hâlâ şu yazı yer alır:
“Bu şehir M.Ö. 600 yılında Phokaialı denizciler tarafından kurulmuştur.”

Foça halkı sadece denizcilik değil, aynı zamanda kültür taşıyıcılığı da yapmıştır. Alfabe ve zeytincilik gibi birçok öğeyi Avrupa’ya taşımışlardır. Zengin bir şehir olan Phokaia’nın parası, Akdeniz’de geçerli ve değerliydi.

Ancak bu özgür kent, M.Ö. 6. yüzyılın ortalarında Perslerin yayılmacı ordularına karşı direnemedi. Şehir surlarla çevriliydi, ancak Persler surların önüne toprak yığıp giriş yapmayı başardılar. Phokaialılar teslim olmaktansa özgürlüklerini seçti; değerli eşyalarını gemilere yükleyip şehri terk ettiler. Persler şehre girdiklerinde sadece bir köpekle karşılaştılar.

Pers egemenliğine son veren Büyük İskender, Phokaia’ya özgürlüğünü vermiştir ancak kentin altın dönemi bir daha yaşanamamıştır. İskender’in ölümünden sonra kentte, Bergama Krallığı, Roma, Cenevizliler ve en sonunda Osmanlıların egemen olmuşlardır.

Félix Sartiaux

Karataş Efsanesi

Foça’da anlatılan bir efsaneye göre, kentte gizli bir Karataş bulunmaktadır. Bu taşa yanlışlıkla basan bir kişi, bir daha Foça’dan ayrılamazmış. Ne kadar uzaklara gitse de bir gün mutlaka geri dönermiş. Bu efsane, Foça’yı bir kez gören herkesi etkiler ve insanlar bu gizemli taşı ararken Foça sokaklarında dolaşıp dururlar. Ama bana sorarsanız, Foça’nın her yeri Karataş. Çünkü Foça’yı görüp de ona âşık olmamak, geri dönmemek mümkün değildir.

gezigezgini.com

Akdeniz Foku: Foça’nın Sessiz Ev Sahipleri

Foça, nesli tükenme tehlikesi altındaki Akdeniz foklarının (Monachus monachus) Türkiye’deki sayılı yaşam alanlarından biridir. Siren Kayalıkları ve çevresi bu sevimli canlıların barınağı olarak koruma altına alınmıştır. Foçalı balıkçılar da bu koruma çalışmalarına destek vererek fokların huzur içinde yaşamalarına katkıda bulunmaktadır. Şanslıysanız, tekne turunuzda bu nadir misafirleri görebilirsiniz.

Efsaneler Diyarı: Siren Kayalıkları

Foça kıyılarında yer alan Siren Kayalıkları, efsanelere konu olan büyüleyici bir doğa harikasıdır. Homeros’un Odesadestanında anlattığına göre, denizcileri şarkılarıyla büyüleyerek gemilerini kayalıklara çeken Sirenler, bu bölgede yaşamıştır. Efsaneye göre, Odesa’nın tayfası bu çağrılara kapılmasın diye kulaklarına balmumu tıkamış, Odesa ise kendisini direğe bağlatmıştır. Bugün Siren Kayalıkları, Akdeniz foklarının doğal yaşam alanı olarak koruma altına alınmış durumdadır.

izmir.ktb.gov.tr

Foça’nın eski çağlardaki simgesi horozdur. Diriliğin, uyanışın ve güne merhaba demenin simgesi olan horoz, antik Phokaia halkı tarafından kutsal kabul edilirdi. Yüzlerce yıl önce Phokaialılar, tahta horoz heykellerini meclislerine, tapınaklarına ve gemilerinin burunlarına yerleştirerek bu sembole değer atfetmişlerdir. Günümüzde de bu geleneksel simge yaşatılmakta; Foça’ya gelenleri şehrin girişinde yer alan büyük bir horoz heykeli karşılamaktadır.

Fransız İhtilali sırasında Marsilya’da yaşayan Foçalılar, üzerinde horoz figürü olan bayraklarla yürümüş, marşlar söylemiştir. Bu bayraklardaki horoz sembolü Fransız halkı tarafından benimsenmiş ve zamanla Fransa’nın ulusal sembollerinden biri haline gelmiştir. Böylece Foça’nın horozu, dirilişin ve gücün simgesi olarak Avrupa kültüründe de yer bulmuştur.

izgazete.net

Antik Dönem Kalıntıları ve Tarihi Zenginlik

Foça, zengin tarihi mirasıyla dikkat çeker. İlçe girişinde Antik Çağ’dan kalma küçük bir tiyatro yer alır. İlçe merkezine yakın noktada bulunan “Taş Ev” adıyla bilinen taş mezar da oldukça ilgi çekicidir. Ayrıca Eski Foça’da restore edilmiş bir Ceneviz Kalesi ve birkaç Osmanlı hamamı da görülebilir. Phokaia Antik Kenti’ne ulaşım oldukça kolaydır; Eski Foça ile Yeni Foça’yı birbirine bağlayan yol üzerinde yer alır.

Son kazı çalışmalarına göre, Phokaia’nın tarihi M.Ö. 2000’li yıllara kadar gitmektedir. Hatta M.Ö. 6. yüzyılın başlarında dünyanın en büyük kentlerinden biri olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bu dönemlerde Phokaialılar, hem denizcilikte hem de kültürel gelişimde öncü olmuşlardır.

Elif Hilal Karabacak / kulturenvanteri.com

Fokaia Antik Tiyatrosu: MÖ 340-330 yıllarına tarihlenen tiyatro, Anadolu’nun en eski tiyatrolarındandır. 1991 yılında yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Tiyatronun bir dönem seramik çöplüğü, daha sonra nekropol (mezarlık) olarak kullanıldığı anlaşılmıştır.

Caner Cangül / kulturenvanteri.com

Kybele Açık Hava Tapınağı: MÖ 580 yılına tarihlenen bu kutsal alanda tanrıça Kybele’ye adanmış heykeller ve adak havuzu bulunmuştur. Denizden gelen denizciler için yapılan nişler bu alanın kutsallığını gösterir.

Foça Fatih Camii: Osmanlı dönemine ait bu yapı, 16. yüzyılda Sadrazam Ayas Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Kare planlı, kubbeli yapısı ve taş mimarisiyle dikkat çeker. Bugün de ibadete açık olan cami, Foça’nın tarihî dokusunu yansıtan önemli ibadethanelerden biridir.

Caner Cangül / kulturenvanteri.com

Kayalar Camii: Foça Kalesi sınırları içinde yer alan bu cami, mimari özellikleriyle 15. yüzyıla tarihlenir. Antik dönem taşları kullanılarak inşa edilmiş, zamanla çeşitli onarımlar görmüştür. Düz çatısı, sade iç mekânı ve Osmanlı izleri taşıyan minaresiyle Foça’nın tarihî yapıları arasında önemli bir yere sahiptir.

Caner Cangül / kulturenvanteri.com

Athena Tapınağı: Foça’daki yarımada üzerinde, körfeze hâkim konumda yer alan bu yapı İyon dünyasının en eski tapınaklarındandır. Günümüze ulaşan kalıntılar az olsa da kazılar 1998’den bu yana devam etmektedir.

Foça Kalesi: Küçükdeniz ile Büyükdeniz arasındaki burunda yer alan bu kale, hem Bizans hem Ceneviz hem de Osmanlı dönemlerinde kullanılmış çok katmanlı bir yapıdır. Dış surları Cenevizliler döneminden kalmadır. 1678 yılında Osmanlılar tarafından onarılan kale, günümüzde Foça’nın siluetini belirleyen en dikkat çekici tarihi yapılardan biridir. İçinde bir Türk hamamı kalıntısı da bulunmaktadır. Kale, geçmişte Foça’nın denizden gelecek tehlikelere karşı korunmasında kilit rol oynamıştır.

Dick Osseman / pbase.com

Pers Mezar Anıtı (Taş Ev): Foça’ya 7 km uzaklıkta bulunan bu mezar anıtı, Lydia/Lykia geleneği ile Pers etkilerini taşır. İki katlı yapının alt katı mezar odasıdır. 2000 yılında restorasyonu yapılmış ve ziyarete açılmıştır.

Anıl Karadağ / kulturenvanteri.com

Şeytan Hamamları: MÖ 5. yüzyıla ait olduğu düşünülen, kayaya oyulmuş mezar yapısıdır. Uzun bir koridor ve iki mezar odası mevcuttur.

Mozaikler: Roma dönemine ait bir villanın taban mozaikleri IV-V. yüzyıla tarihlenir. Foça’da yapılan ilk kazılar 1912-1920 yılları arasında gerçekleşmiştir.

Şeytan Hamamı / Caner Cangül / kulturenvanteri.com

Arkaik Duvar: Son dönemde açılan bir tümülüs sayesinde ortaya çıkarılmıştır. Perslerin kenti ele geçirmek için surların önüne toprak yığdığı ve buradan girdikleri ortaya çıkmıştır.

erolsasmaz.com

İncir Adası: Su ada, mezar odaları, kaya oyukları, su kanalları ve Kybele kabartmalarıyla dikkat çeker. Ayrıca yaz aylarında kamp yapma ve piknik imkânı sunar.

Yeni Foça ve Kozbeyli Köyü: Yeni Foça, sahilleri ve plajları ile son yıllarda keşfedilmeye başlayan bir bölgedir. Kozbeyli Köyü ise tarihi Rum evleri ve meşhur dibek kahvesiyle dikkat çeker. Eski ve yeni Foça arasında seyahat minibüslerle kolayca sağlanır. Yol boyunca değirmen kalıntıları, köyler ve güzel koylar eşlik eder.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir