Gaziantep

yazar:

kategori:

Gaziantep

Tarihte Ayıntap adıyla bilinen kent daha sonra Antep adını almıştır. ‘Gazi’ önekini ise 1920 yılında, Kurtuluş Savaşı’nda Fransız ve İngiliz işgal kuvvetlerine karşı direnişiyle edinerek Gaziantep olarak günümüze kadar gelmiştir. 8 bin yıl boyunca bir yerleşim barındıran kent Hitit döneminde MÖ 1200-700 yıllarında stratejik bir öneme sahipti. Anadolu’nun ilk yerleşim merkezlerinden biri olan Mezopotamya ile Akdeniz Bölgesi’nin kesişme noktasında bulunan kent uygarlıklar ve kültürlerin çekim merkezi olmuştur. Etkileyici surlar ve kale kentin geçmişini hatırlatır. Kent Güneydoğu Anadolu Projesi’ne yakın konumu nedeniyle yıllar boyunca gelişmiş ve büyümüştür.

Gaziantep1

Gaziantep2

Kalenin hemen altında çarşı bulunur. Burada zanaatkârlar bakır eşyaları ve kentin ünlü sedef kakmacılığıyla süslenmiş mobilyalar üretir ve satışa sunarlar.

Hasan Süzer Etnografya Müzesi’nde yer verilen ‘hayat’ denilen orta bahçe gibi yerel yaşama uyarlanmış mükemmel mimari örneklerini görebilmek için kentin tarihi merkezinde dolaşmayı ihmal etmeyin.

Gaziantep önemli bir tarım ve sanayi kentidir. Kent ve çevresindeki bölgelerde zeytin, üzüm ve Antep fıstığı yetiştirilir.

Zeugma Mozaik Müzesi

Zeugma Mozaik Müzesi’nde MS. 2. ve 3. yüzyıllardan kalma muhteşem mozaikler sergilenir. Bu mozaikler, bir zamanlar bir Roma askeri üssü olan Zeugma’da yaşayan varlıklı kişilerin evlerini süslemekteydi. Zeugma’nın bir baraj projesiyle su altında kalması nedeniyle mozaikler kurtarılmış ve bu müzede toplanmıştır. Restorasyon ve koruma çalışmaları Packard Humanities tarafından desteklenmektedir. Roma ve geç antik döneme ait 2448 m2 mozaik, 140 m2 duvar resmi, 4 Roma dönemi çeşmesi, 20 sütun, 4 kireç taşından yapılmış heykel, tunç Mars Heykeli, mezar stelleri, lahitler ve mimari parçalar restorasyonu yapılarak teşhir edilmektedir.

Gaziantep3

Gaziantep4

Fırat Nehri’ne en yakın konumda bulunan mozaikler girişte yer alırken, kentin teraslarına doğru yükselen mozaikler sırasıyla yerleştirilmiştir. Zemin katta sergilenmekte olan Roma Hamamı’na ait mozaikler ise, baraj gövdesinin altından çıkarılmıştır. Zeugma Mozaik Müzesinde ziyaretçiler, en alt koddan başlayarak, Zeugma’daki teraslarda yükselmiş olarak gezisini tamamlayabilecektir. Zeugma ile ilgili görülecek diğer kültür varlıkları Zeugma Ören Yeri’nde inşa edilen Korugan Müze’de izlenebilmektedir.

Çingene Kızı Mozaiği (Menad)

Çingene Kız’ın etkileyici ifadesiyle Mona Lisa ile karşılaştırılan mozaik, Zeugma kazılarının simgesi haline gelmiştir. Mozaik daha büyük bir panonun parçasıdır. İlk çıktığı yıllarda kimliği konusunda kesin bir tanımlama yapılamayan bu mozaiğe figüründeki kadın resminin çingene kızlarını andırması nedeniyle ‘Çingene Kızı’ adı verilmiştir. Çingene Kızı bu mozaikte hüzünlü gözlerle boşluğa bakmaktadır. Gözleri 360 derece etrafına bakabilmektedir. Saçlarının ikiye ayrılması, gözleri ve burun yapısıyla ise bazı arkeologlar tarafından Büyük İskender olarak tanımlanmaktadır. Kimi arkeologlar ise Toprak Ana Gaia denmektedir. Ama, başının yanındaki asma filizleri bu Dionysos’un müridesi Menad olmalıdır. Çingene Kızı Mozaiği Belkıs/Zeugma 1998 yılı kurtarma kazılarında Çingene Kızı evinde ele geçirilmiştir. MS. 2 yüzyılda yapılmıştır.

Gaziantep5

Mars (Ares) Heykeli

Gaziantep6

Mars Heykeli; Zeugma’da Poseidon evinin B bölümünde, bir komutana ait evin kilerinde kapların üstünde, yoğun bir yangın tabakasının içinde sırt üstü yatar halde bulunmuştur.

Çıplak Mars heykeli bronzdan yapılmış olup içi boştur. Roma dönemine ait olan bu Mars heykeli 1,55 m boyunda, cidarı ise 2-4 mm kalınlığındadır. Sol eli omuzdan kırıktır. Yüzünde öfke ve kızgınlık hakimdir.

Mars heykelinin temizlik ve bakımı yapıldıktan sonra göz akının gümüş olduğu, göz bebeğinin üstüne ise daire biçiminde altın kakma yapıldığı görülmüştür. Keskin ince göz kapaklarıyla sınırlanan gözleri iri badem şeklindedir.

Mars heykelinin miğferli olması, yukarı kaldırdığı sağ elinde olasılıkla mızrak veya kama tutuyor olması ve çatık kaşları sebebiyle savaş tanısı Mars (Ares) olarak adlandırılmıştır. Sol elinde tuttuğu sihirli çiçekte Mars’ın bereketi simgeleyen yönünü ifade etmektedir. Helenistik dönemde Ares olarak adlandırılan Mars, Roma devletinin savaş tanrısıdır.

Mars’ın annesi Hera’dır ve Hera hiçbir erkekle birleşmeden kendisi bir savaş tanrısı doğurmak ister. İsteğini ağaçları çiçeklendiren bitkisel güç Flora’ya söyler. Flora, ona basit bir dokunma ile bir kadını hamile bırakabilen dölleyici niteliği olan sihirli bir çiçek verir. Hera bu sihirli çiçeğe dokunarak, adı İlkbahar’ın ilk ayı olan tanrıyı, Mars’ı dünyaya getirir.

Mart ayıyla birlikte savaş mevsimi de başlardı. Bu sebeple Mars’da iki kavram bir araya getirilmiştir. Doğanın yeniden doğuşu ve savaş. Bu iki kavram Zeugma Mars heykelinde mızrak ve çiçekle belirtilmiştir.

Gaziantep7

Poseidon, Oceanus ve Tethys Mozaiği

Gaziantep8

Havuz zemini veya yemek odası tabanı olduğu tahmin edilen bu mozaikte, denizlerin en önemli tanrıları tasvir edilmiştir. Deniz tanrısı Poseidon elinde üçlü zıpkın tutarak gümüş renkli hippocam adı verilen ön tarafı at, arkası balık olan yaratığın çektiği altın araba içerisinde deniz üzerinde yol almaktadır. Bu mozaik Zeugma 2000 yılı kurtarma kazılarında Poseidon Villası’nın sığ havuzunda bulunmuştur. MS. 2-3. yüzyılda yapılmıştır.

Okeanos ve Tethys Mozaiği

Antik çağlarda Akdeniz hariç bütün denizlerin tanrısı Okeanos ve eşi Tethis’i deniz yaratıklarıyla betimleyen mozaik görülmeye değer güzelliktedir. Dünyadaki bütün ırmakların ve nehirlerin Okeanos ve Tethys’ten meydana geldiğine inanılır. Zeugma’dan çıkarılan ve villalardan birinin havuz tabanı olduğu tahmin edilen bu mozaikte de Okeanos ve Tethys deniz canlılarıyla çevrelenmiş olarak betimlenmiştir.

Gaziantep9

Akhilleus Skyros’ta

Gaziantep10

Akhilleus’un Troya Savaşı’na katılmasını istemeyen ailesi onu Skyros Adası’na, Kral Lykomedes’in sarayına gönderir. Akhilleus sarayda yaşayan Lykomedes’in diğer kızlarının arasına karışır. Ancak Akhilleus’un savaşa katılmaması halinde Troya’nın alınamayacağı kehanetleri üzerine Odysseus onu aramaya başlar. Akhilleus’un savaşçı ruhunu çok iyi bilen Odysseus Kral Lykomedes’in sarayına akıllıca bir plan yaparak gider. Gezgin kılığında Lykomedes’in haremine giren  Odysseus, kızların önüne birbirinden albenili kumaşlar ve kadın eşyaları ile birlikte birkaç silah koyar. Bu mozaik Belkıs/Zeugma 1999 yılı kurtarma kazılarında Poseidon evinde bulunmuştur. MS. 2-3. yüzyıla aittir.

Kahvaltı Sofrasındakiler

Mozaik zengin bir biçimde dekore edilmiş bir evin yemek odasında bulunmuştur. Mozaik üç ana ögeden oluşmaktadır. Ana panoyu üç taraftan saran geometrik bordür yemek yiyenlerin oturdukları kanepelerin orijinal yerlerini göstermektedir. Çerçevede vahşi hayvanlarla savaşan Eros’lar canlı bir şekilde resmedilmiştir. Öte yandan çelenkli erkek ve kadın başları köşelerden ve eksenden gözlerini dikmiş onlara bakmaktadır.

Gaziantep11

Pasiphae ve Daidolos

Gaziantep12

Müzenin en büyük mozaik panosunda Pasiphae ve Daidolos’un yarı insan yarı boğa bir canlıyı hapsetmek üzere labirent yapmaları betimlenmiştir. Bu mozaik Roma villasına ait yemek odasının taban mozaiğidir. Anılan mozaikte altı figür bulunmaktadır. Soldan sağa: oturan Pasiphae, ayakta duran kızı Ariadne, Daidalos’la sohbet eden Tropos, ahşap yontan İkaros resmedilmiştir. 

Sol alt köşede Minos boğasının kesik başına ok tutan Eros, sağ üst köşede ise Labyrinthos Sarayı alır. Bu mozaikte Minos Boğası’nın öyküsü, ilk uçan kişilerin öyküsü, testerenin icat edilmesi ve hırsız mimarın yakalanış öyküsü anlatılmıştır.

Zeugma Freskleri

Rengarenk mozaiklerin bez üzerine resmini çizen, mozaik sanatçısına resim hazırlayan fresk ustaları, Zeugma’da Fırat manzaralı evlerin duvarlarını da fresklerle (duvar resimleri) süsledir.

Mozaik sanatçılarını kıskandıracak düzeyde toprak ve mineral boyaları ustaca karıp, canlı renkler yaptılar.

Süzülmüş kireçli, ince kum katkılı ıslak ve kuru sıva üzerine üçgen, baklava dilimi gibi geometrik bezekler, tavus kuşu, kelaynak kuşu ve mitolojik figürler ile çiçek desenleri resmettiler.

Belkıs/Zeugma antik kentinde A bölgesi kurtarma kazılarında mozaik, heykel, heykelcikler ve binlerce buluntuyla birlikte Poseidon ve Euphrates villalarının duvarlarında yaklaşık 120 m2 ebadında fresk ele geçmiştir.

Gaziantep13

Gaziantep Arkeoloji Müzesi

Gaziantep 14

Gaziantep Arkeoloji Müzesi, İstasyon Caddesi üzerinde bulunmakta olup, arkeolojik kazılarla ve satın alma yöntemiyle oluşturulan ilgi çekici ve zengin bir koleksiyona sahiptir. Alt Paleolitik dönemden günümüze kadar kesintisiz iskân gören Gaziantep’te müze kurma çalışmalarının tarihi 1944 yılına dayanmaktadır. 1969 yılında İstasyon Caddesi üzerinde bulunan Arkeoloji Müzesinin teşhir ve tanzimi yapılarak hizmete açılmıştır. Müzenin eser yönünden zenginleşmesi ve Zeugma Antik Kentinden çıkarılan mozaiklerin de bir dönem Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmesiyle mekân yetersizliği ortaya çıkmış, 2011 yılında mozaiklerin Zeugma Mozaik Müzesine taşınmasıyla Arkeoloji Müzesi yeniden projelendirilerek modern bir müze olarak 2017 yılında tekrar ziyarete açılmıştır.

Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nde Alt Paleolitik dönemden Cumhuriyet dönemine kadar olan sergileme üniteleriyle ziyaretçileri adeta geçmişten günümüze tarihsel bir yolculuğa çıkarmaktadır. Bu yolculuk zemin kattan başlayıp, tarihsel dönemlerin sıralanışına göre Cumhuriyet dönemine kadar uzanmaktadır. Zemin katta duvarlarda Gaziantep’in geçirdiği tarihsel dönemler ve Gaziantep’in tarihteki isimleri görsel olarak ziyaretçilere sunulmaktadır.

Jeolojik Dönem fosil ve kayaçları ile başlayan teşhir, Gaziantep’in Doğa Tarihi ve Alt Paleolitik dönemin özelliklerinin çarpıcı bir şekilde teşhiri ile devam etmektedir. Nesli tükenmiş olan Maraş Fili’nin eldeki iskeletleri de müzede sergilenmektedir. Paleolitik dönem ünitesinin hemen yanında, tarihin en önemli devirlerinden biri olan ve insanlık tarihine yön veren Neolitik döneme ait taş heykel teşhiri ile devam etmektedir.

Gaziantep15

Gaziantep17

Gaziantep’in Kalkolitik ve Eski Tunç Çağı’nın temsil eden bölümde, arkeolojik kazılarla ele geçirilen Şaraga, Sakçagözü, Gedikli, Tilmen, Zincirli ve Sam buluntuları sergilenmektedir. Eski Tunç Çağı’na ait bir mezar canlandırılarak buluntuları ile beraber teşhir edilmiştir. Gaziantep’te en önemli dönemlerden biri olan Geç Hitit Dönemi buluntuları müzenin zemin katında, ziyaretçilere dönemin özellikleriyle yansıtılmaktadır. Karkamış Antik Kenti buluntuları da burada sergilenmektedir. Bu bölümde Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nden sergilenen ortostatların replikası yapılarak Geç Hitit döneminin saray yapısı teşhir edilmiştir.

Gaziantep18

Gaziantep16

Ayrıca bu bölümde Anadolu / Kuzey Suriye kökenli bir yapı türü olan ve Demir Çağı’nda Anadolu, Suriye, Filistin, Batı İran ve Mezopotamya’da kamusal mimarlıkta yaygın olarak kullanılan Bit Hilani plan tipi, mimari anlayışın özellikleri gözler önüne serilmektedir. Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nin birinci katında Anadolu Uygarlıkları, damga ve silindir mühürler, Dülük Antik Kenti ve taş eserler, demir çağı, Pers Dönemi, Kommagene Krallığı ve takılar sergilenmektedir.

Gaziantep19

Gaziantep20

Müzenin zemin katında Gaziantep’in Klasik/Hellenistik ve Roma Dönemi’nin önemli buluntuları, kireç taşından yapılmış heykeller, mezar stelleri, Roma dönemine ait bir aile mezar odası da teşhir edilmektedir.

Zeugma Antik Kenti kazılarında bulunan, Zeugma Kil Mühür Baskılarının bir bölümü, sikkeler, Gaziantep İslam Dönemi ve Osmanlı Döneminde ele geçen buluntular da burada sergilenmektedir.

Müzenin bahçesinde ise Hitit ve Geç Hitit Dönemi’ne ait bazalt taştan kabartma steller, mezar taşları, Roma Dönemi lâhitleri, çeşitli yapılara ait taş mimari eser parçaları bulunmaktadır.

Gaziantep Kalesi

Gaziantep Kalesi, Türkiye’de ayakta kalabilen kalelerin en güzel örneklerinden birisi olup, gerek ihtişamı ve heybetiyle, gerekse de bir sır gibi gizlediği tarihiyle şehir merkezinde, Allaben Deresi’nin güney kenarında, yaklaşık 25-30 m. yükseklikte hemen herkesin dikkatini çeken bir tepe üzerindedir.

Gaziantep Kalesinin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı hususunda kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte tarihi günümüzden 6000 yıl geçmişe, kalkolitik döneme kadar giden bir höyük üzerinde kurulduğu, MS. 2-3. yüzyıllarda ise kale ve çevresinde ‘Teba’ isimli küçük bir yerleşimin olduğu bilinmektedir.

Gaziantep21

Gaziantep22

MS. 2-4. yüzyıllarda Kalenin, ilk olarak Roma döneminde bir gözetleme kulesi olarak yapıldığı ve zaman içerisinde genişletildiği yapılan arkeolojik kazılar neticesinde anlaşılmıştır.

Bugünkü biçimini ise ‘Kaleler Mimarı’ olarak adlandırılan Bizans İmparatoru Justinyanus döneminde MS. 6. yüzyılda almıştır. Yine bu dönemde kale önemli bir onarım geçirmiş olup, onarım sırasında tesviyenin sağlanması için, güney bölüm kemerli ve tonozlu galerilerden oluşan substrüksiyon (temel) yapılarıyla donatılmış, bu galerilerle birbirine bağlanan kuleler inşaa edilmiş ve sur bedenleri batı, güney ve doğuya, tepenin sınırına kadar genişlemiştir.

Kale bu haliyle çapı yaklaşık 200 m. çevresi 1200 m. olan gayrı muntazam dairesel bir şekle sahiptir. Kale bedenleri üzerinde 12 adet kule mevcuttur. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Kale’nin 36 burcundan bahsetmektedir. Günümüzde ise bunların yalnızca 12 tanesini görebilmektedir.  

Hasan Süzer Etnografya Müzesi

Dar sokaklar, kesme taş duvarlar ve kiremitli kırma çatılı evleriyle Antep’in eski kent dokusunun en iyi görülebildiği, Bey Mahallesi Hanifioğlu Sokak’ta yer alan bu Antep evi geçen yüzyılın başlarında inşa edilmiştir. Hasan Süzer Etnografya Müzesi olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağışlanan bina konak müze tarzında tanzim edilmiştir. Teşhirinde ziyaretçilere eski zamanlardaki Antep halkının ev yaşantısı ve etnografik yapısı mankenlerle çarpıcı olarak sergilenmektedir. Bina ana kaya içine oyulmuş mahzen üzerine üç kattan oluşmakta, ikisi anayola, diğeri ara sokağa açılan üç giriş kapısı bulunmaktadır. Ön cephedeki işlemeli büyük kapıdan ‘Hayat’ adı verilen orta bahçeye, küçük kapıdan ise ‘Selamlık’ denilen bölüme geçilmektedir.

gaziantep23

gaziantep24

Zemin katta; sabahın ilk ışıklarının aydınlattığı iş odasında ipek üzerine çeşitli çiçek desenleri ile gergef işleme, ahşap tezgahında çıkrık çevirme ve gergahta ipeği germe çalışmaları mankenlerle canlandırılmıştır. 

Antep evlerinde eskiden, tandır olarak adlandırılan, odanın merkezinde, içinde közler olan gömme bir taş ocak üzerine konan bir kürsü ve onun üzerine örtülen geniş bir yorgandan oluşan ısınma sistemi mevcuttu. Aile fertleri közün sıcağı ile ısınan yorganın üzerlerine örterek ısınırdı.

Birinci kata ev içinden ulaşılan merdivenin sağında hamam yer alır. Burada, banyoda kullanan kurna, hamam tasları, kemik tarak ve sabunluk teşhir edilmektedir.

Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panorama Müzesi

Gaziantep kalesi içerisinde yalan galeriler Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nce restore edilerek Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panorama Müzesi’ne dönüştürülmüştür. Kale girişinden başlayıp galeri kısmına doğru devam eden müzede, Antep halkının düşman işgaline karşı direniş öyküsü; panolar, kahramanlara ait heykeller, rölyefler eşliğinde anlatılmaktadır. Müze; İngiliz ve Fransızların işgaline uğrayan Antep halkının göstermiş olduğu direnişi, açılan cepheleri, bu cephelerde savunma yapan kahramanları, taarruzları, harekatları ve halkın yaşadığı zorlukları iki bine yakın figürü ile gözler önüne sermektedir.

Gaziantep25

Gaziantep Savunması Kahramanlık Panoraması ve Müzesi – Panorama 25 Aralık

gaziantep26

İngiliz ve Fransız işgaline kaarşı Antep halkının verdiği destansı savunmayı tüm yönleriyle anlatan Panorama 25 Aralık Gaziantep Savunması Kahramanlık Panoraması ve Müzesi; 12 metre uzunluğunda bir adet tam panoramik resim, 3 adet diorama, 13 adet tablo ve müze teşhir alanı ile Gaziantep Tarihini Araştırma Merkezi, konferans salonu, hediyelik eşya satış mağazaları, çocuk oyun alanları, sinevizyon odası, cafe ve restoran bölümleri bulunmaktadır.

Gaziantep27

gaziantep28

Emine Göğüş Mutfak Müzesi

Gaziantep mutfak kültürünü tanıtmayı amaçlayan Emine Göğüş Mutfak Müzesi’nde, özel vitrinlerde sergilenen çeşitli mutfak eşyaları geçmiş dönemlerdeki mutfak kültürü hakkında bilgiler vermektedir.

Dar sokakları ile ünlü Gaziantep Kalesi eteklerinde, tarihi Göğüş Konağında hayat bulan ülkemizin ilk mutfak müzesinde; bayram yemeği yuvalamanın yapılması, soğuk kış gecelerinde tandır başında verilen bastık, sucuk, ceviz, kahve-mırra pişirilmesi vb. yöresel detaylar, Antep yöresine özgü kıyafetler eşliğinde mankenlerle canlandırılmaktadır.

gaziantep29

Bayazhan Gaziantep Kent Müzesi

Bir tütün tüccarı olan Beyaz Ahmet Efendi tarafından 1909 yılında yaptırılan Bayazhan; Büyükşehir Belediyesi’nin girişimleriyle şehrimize kazandırılmıştır. Gaziantep’in tarihi, turistik yerleri, doğal güzellikleri, ekonomisi, el sanatları ve mutfak kültürü gibi kültürel zenginliklerinin vurgulandığı Bayazhan Kent Müzesi, Gaziantep kültürünü ziyaretçilerine yaşayarak, hissederek tanıma imkanı sunmaktadır.

Kültür Merkezi olarak restore edilen handa; kardeş şehirler teşhir salonu, sergi mekanları, yöresel yemeklerin sunulduğu restoran, kafe ve yerel el sanatlarından örneklerin sergilendiği mağazalar bulunmaktadır. Ayrıca kent vaziyet maketi, anıtsal yapılar maketi ve sivil mimari maketleriyle Gaziantep’in önemli yerleri Kent Müzesinde sergilenmektedir.

Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi

Gaziantep Büyükşehir Belediye tarafından yaptırılan. Gaziantep’teki Oyun ve Oyucak Müzesi, Türkiye’nin dördüncü oyuncak müzesi olma özelliğini taşımaktadır.Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü çalışmayla kentin en tarihi yerlerinden Bey Mahallesi’ndeki üç katlı bina restore edilmişti ve bu tarihi binanında altında bulunan iki katlı mağara da Oyun ve Oyuncak Müzesi dahilinde yer almıştır.

Oyun ve Oyuncak Müzesi’nde 1700-1990 tarihleri arasında üretilen el yapımı altı yüze yakın oyuncak yer almaktadır. Çizgi film kahramanları, bebek evleri ve daha birçok oyuncağı dahilinde bulundurmaktadır.

Gaziantep Mevlevihanesi Vakıf Müzesi

gaziantep32

Mevlevihane olarak inşa edilen, son yüzyılda ilkokul, depo, müftülük ve cami lojmanı olarak vücut bulan 4 asırlık tarihi bina, çok sayıda vakıf eserinin sergilendiği Gaziantep Mevlevihanesi Vakıf Müzesi olarak tanzim edilmiştir.

Kozluca mahallesi, Buğday Arasası ve Şehitler caddesi arasında yer alan Tekke Camii Külliyesi’nde yer alan, kesme taştan inşa edilen yapı iki bölümden oluşmaktadır. Camii avlusundan girildiğinde solda yer alan üç katlı binada mevlevilik kültürü ile vakıf kültür varlıklarından seçilen maden eserleri, el yazması Kur’an-ı Kerimler, Türk Hat Sanatından örnekler, avlunun sağında yer alan iki katlı mekanda ise kilim ve halılar teşhir edilmektedir.

gaziantep31

gaziantep30

Gaziantep Atatürk Anı Müzesi

Tarihi Bey Mahallesi’nde bulunan ve iki binadan oluşan yapının birinci bölümünde; Atatürk’ün konakladığı mekanın bir benzeri ve kullandığı şahsi eşyaların orijinalleri sergilenmektedir. Ortak avluya bakan ikinci bölümde ise; Atatürk Araştırma Kitaplığı ile Antep Savunmasının anlatıldığı Sözlü Tarih Araştırma Odası yer almaktadır. Bu bölümde Antep Savunması kahramanlarının sinevizyon gösterileri ile anlatıldığı salon ve halkın o dönemlerde kullandığı eşyaların örnekleri sergilenmektedir. Atatürk’ün kaldığı odanın, orijinal eşyalarla canlandırıldığı Anı Müzesi’de, ziyaretinde kullandığı kahve fincanından okuduğu kitaplara; kent tarihini anlatan yüzlerce yayından, dönemin kahramanlarının hikayelerine de pek çok değerli eser teşhir edilmektedir.

Ali İhsan Göğüş Müzesi ve Gaziantep Araştırmaları Merkezi

Gaziantepli olan Türkiye’nin ilk Turizm Bakanı Ali İhsan Göğüş’ün Gaziantep şehrine bağışladığı kütüphanesi ile özel eşyalarının sergilendiği bir müzedir.

2. katı Gaziantep Araştırmaları Merkezi olarak hizmet vermektedir. Müzenin 3. katında Antep Evleri manzaralı bir kafede kahve keyfi yapmak mümkündür.

Tahmis Kahvesi

Türkmen Ağası ve Sancak Beyi olan Mustafa Ağa tarafından Tekke’ye (Mevlevihane) gelir getirmesi amacıyla 1638 yılında yaptırılan Tahmis Kahvesi iki katlı, anılarla dolu bir yapı.

Kahve, dükkanlar ve han 1901-1903 tarihleri arasında iki büyük arasa yangını esnasında tamamen yanmıştır. Bu tarihlerde mevlevihanede postnişlik yapan Feyzullahoğlu Şeyh Mehmet Münip Efendi, kendi cebinden 130 bin kuruş harcayarak Buğday Hanı’nı, Tahmis Kahvesi’ni ve 33 dükkanı yeniden yaptırarak Mevlevihane’ye 1904 yılında vakfetmiştir.

Tahmis, ‘kahvenin dövüldüğü yer’ anlamına gelmektedir. Eski dönemlerde kahve, cevizden yapılan büyük dibeklerde, karataş ya da aynı ağaçtan imal edilen aletlerle dövülürmüş. Şimdilerde özlenilen bir tat olan dibek kahvesini, yabani fıstıktan hazırlanan Menengiç Kahvesi pek aratmıyor. Bir rivayete göre 4. Murat’ın Bağdat Seferi sırasında burada dinlendiği ve kendisine Tahmis Kahvesi’nde kahve ikram edildiği de söylentiler arasındadır.

gaziantep33

Çarşılar Bölgesi

gaziantep34

Genel olarak Bakırcılar Çarşısı olarak adlandırılan ancak, bir çok el sanatı esnafının üretim yaptığı bir çarşılar kompleksinden oluşan Gaziantep Bakırcılar Çarşısı ahşap kaplamalı dükkanları, taş döşenmiş sokakları ile bizlere başka bir dönemden kesitler sunmaktadır.

Bakırcılar çarşısında yer alan dükkanların yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 16. yy. da yapıldığı düşünülmektedir. Tek katlı dükkanlardan oluşan çarşı, hanlar bölgesi içinde yer almaktadır. Kemerli girişlerle sokağa açılan dükkanlar düzgün kesilmiş sert kalker taştan yapılmıştır. Çarşıya adını veren bakırcılık sanatı varlığını günümüzde de yoğun bir şekilde devam ettirmektedir. Bakırcılar Çarşısı’nın yanında Saraciyeciler ve Habbabçılar, az ötesinde Külekçiler, biraz aşağısı Kavafiyeciler çarşıları bulunmaktadır. Daha ötesi baharatçı, peynirci, balcı, kuruyemişçi ve yemenicilerin dünyası Almacı Pazarı ziyaret edilebilir.

gaziantep35

gaziantep36

Tekke Mevlevihane Cami

1638 yılında bir Türkmen Ağası olan Mustafa Ağa tarafından yaptırılan caminin resmi kayıtlarda adı mevlevihane camisi olarak geçmektedir.

Halk arasında Tekke camii olarak bilinen mabet, cami, hücreler, semahane, yönetim ve mevlevi dervişlerinin oturma odaları, tuvaletler, havuzlar, küçük ve kısa minaresinden oluşan eserler şeklinde inşa edilmiştir. Caminin minaresi, altından geçen yol nedeniyle dikkat çekicidir.

Külliye içerisinde yer alan Mevlevihane vakıf eserlerinin sergilendiği Gaziantep Mevlevihanesi Vakıf Müzesi olarak tanzim edilmiştir.

gaziantep37

Boyacı Cami

gaziantep40

Kadı Kemalettin tarafından yaptırılan Boyacı Cami’nin yapımına ilişkin ulaşılan en eski kaynaklara göre cami 1211 yılında inşa edilmeye başlandı. Caminin minberinde 1357’de Memlüklüler döneminde bitirildiğini belirten bir kitabe vardır. Dikdörtgen planlı, mihraba paralel iki nefli olan camide minberin alttan kızaklı olması ve duvarda özel olarak yapılan bölmeye girebilmesi diğer camilerden ayıran bir özelliktir.

gaziantep39

gaziantep38

Yuşa Peygamber Türbesi

Boyacı Camiiden Kavaflar Çarşısı’na doğru uzanan sokakta Pirsefa denilen mevkideki tek katlı türbede, iki oda içinde iki türbe bulunmaktadır. Bunlardan birisi rivayete göre Yuşa Peygambere ait olup, diğeri ise Pir Sefa Hazretlerine aittir. Yuşa Peygamber (a.s) İsrail oğullarından olup, Musa (a.s)’dan sonra gönderilmiştir. Hz. Musa’nın yeğenidir. Annesi Musa (a.s)’ın kız kardeşidir.

Yuşa (a.s)’a ait olduğu belirtilen ve günümüze kadar ulaşan üç makam yerinden bahsedilmektedir. Bunlardan biri Bağdat, biri İstanbul diğeri Gaziantep’tedir.

gaziantep41

gaziantep42

gaziantep43


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir