Kahramanmaraş
Türkiye’de pek çok kent gibi Kahramanmaraş’da da çalkantılı geçmişini gizleyen bir sakinlik ve huzur atmosferi hakimdir. Kentin “kahraman” lakabı, kent halkının, 1920 yılında Fransız ve İngiliz kuvvetleri karşısında kahramanca mücadele etmesi nedeniyle, Atatürk tarafından verilmiştir. Halk arasında genellikle “Maraş” adıyla anılan kent en çok, Arap sakızı katılıp dövülerek yapılan Maraş dondurmasıyla meşhurdur. Ülke çapındaki bütün turistik yerlerde geleneksel kıyafetler giymiş dondurmacıların sattığı dondurma, Maraş’ta metreyle satılıp bıçakla kesilir. Dondurmayı külahta da satın alabilirsiniz.
1940’ların başında ayakkabı ve çizme üretiminin önemli bir gelir kaynağı oluşturduğu Kahramanmaraş, GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) ile sulanan alanlarda bol pamuk yetiştirilmesi sayesinde, artık pamuk dokuma ve bükme tezgahlarıyla da bilinir. Bölgede bugün Ege bölgesinden daha fazla pamuk üretilmektedir.
Kahramanmaraş’ın gerek merkezi gerekse ilçeleri, tarihi eserler ve doğal güzellikler açısından son derece zengindir. Eshab-ı Kehf’i, sayısız tarihi camisi, hanları, hamamları, kapalı çarşıları, şifa dağıtan termalleri, endemik bitkilerle kaplı serin yaylaları, doğa harikası mağaraları, Kahramanmaraş’tan doğan ülkemizin önemli bir akarsuyu olan Ceyhan Nehri, el emeği göz nuru ile yapılan el sanatları ve zengin mutfağıyla Akdeniz ile Güneydoğu’nun tam ortasında bir çekim merkezidir.
Kapalı Çarşı:
Saraçhane, Bakırcılar, Semerciler, Mazmanlar, Kazzazlar, Demirciler Çarşısı ve bu çarşılar etrafında toplanmış geleneksel el sanatları alanında hizmet veren çok sayıda atölye ve dükkânla Türkiye’de geleneksel el sanatlarının en yoğun şekilde icra edildiği merkezlerden biri konumundadır.
Trabzon Caddesi: Bu cadde ve bu caddeye açılan yollar Kahramanmaraş’ın en merkezi en işlek yerleridir. Şehrin kalbi burada atmaktadır. Trabzon ile kardeş şehir olan Kahramanmaraş’ta Trabzon caddesi bulunurken, Trabzon’da da Kahramanmaraş Caddesi bulunur.
Kale:
Kentin muhtemelen 7. yüzyıldaki Arap saldırıları karşısında savunma amacıyla yapılmış olan kalesi, günümüzde sevilen bir çay bahçesi ve park alanına dönüşmüştür. Şehri seyretmek için güzel bir nokta konumundadır.
Ulucami ve Hatuniye Camisi:
Ulu Cami ve Hatuniye Camisi 15. ve 16. yüzyıllardaki Beylik döneminden kalmadır. Camilerin içlerinde zarif ahşap oymalar dikkate değerdir. Ulu Cami, Dulkadiroğulları’ndan Süleyman oğlu Ala Üd-Devle Bey tarafından 1496 yılında yaptırılmıştır.
Arkeoloji ve Etnografya Müzesi:
Kentteki Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde Hitit heykelleri, tören kıyafetleri, kilimler ve çeşitli dönemlerden dokumalar sergilenir.










Bir yanıt yazın